Puan vermedi·222 syf.····Okunma: 23 Mart 2022 23:43 hayatta hiçbir şey ona kıymetli görünmemiş, peşinden koşmak, erişmek, sahip olmak arzusunu vermemişti. etrafına daima bir yabancı gözüyle bakmış, hiçbir yere bağlanmak arzusu duymamış, bu yalnızlığının gururu içinde, memnun olmaya çalışmıştı. şimdi ilk defa bir şey istiyor, hem de korkunç bir şiddetle istiyordu.
fakat niçin bu istek bir imkânsızlıkla beraber gelmişti? niçin hayatının bu en büyük arzusunu, şimdiye kadar belki yine içinde fakat en gizli yerlerde saklı duran bu arzuyu, hapsedildiği yeri parçalayarak ortaya çıkar çıkmaz, öldürmeye mecbur kalıyordu? niçin? kimin için?..
şu satırları okurken birçok insanın kendini bulduğuna, tanıdık geldiğine o kadar eminim ki.
--- spoiler ---
kitabın başından bu yana yusuf gayet tutarlı anlatılıyor. hele kendi yetiştirildiği yerden, kültürden koparılıp hiç bilmediği bir hayata, yaşam biçimine uyum sağlama çabası, sağlayamayışı, kendi kültürünü özleyişi ve bu entegre olamayışının tüm hayatını etkileyişi çok güzel aktarılıyor.
yusuf'un boşvermişliği, gereksiz asiliğinin bedelini ödeyişini de net bir şekilde görüyoruz.
gerçi sabahattin ali'nin romanlarında genelde ana karakter biraz miskin, çalışmayan ve çalışmayı pek sevmeyen bir tipleme oluyor. ama en çok bu romanda bunun etkisi net hissediliyor. kitapta en romantik karakter deniyor ama ben çok bir romantikliğini göremedim.
yusuf ancak muazzez ile ilgili bir atraksiyonu yumurta kapıya dayanınca yapıyor. onun haricinde kendi tabularını asla yıkamıyor, böyle şeyler yapmaktan çekiniyor, kendine yakıştıramıyor falan.
roman oldukça akıcı, kendinizi kaptırıyor merak ediyorsunuz, güzel tahliller var ama cidden bir yarım kalmışlık da mevcut çok belli. yani devamı gelecek gibi başlanmış ama malum durumlardan getirilememiş maalesef.
--- spoiler ---