Baştan aşağı bir Stefan Zweig klasiği... Öyle akıcı öyle duru bir dili var ki insan sayfaların arasında kayboluyor. İlk sayfaları biraz noluyor nereye gidiyor bu kitap derken bir anda çözümlemeler başlıyor ve gerçek olay anlatılıyor. Anlatılırken de o kumarhane gürültüsünü ve kokusu, yağmurda ıslanma hissini daha sonra kocaman bir hayal kırıklığı hepsini buram buram hissediyorsunuz. Mutlaka okunmalı mi bilemiyorum ama yine de okunmalı... Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört SaatStefan Zweig