·137 syf.····Okunma: 27 Mart 2022 14:06 Belki de pek çok şairin ismi bu başlığın altına sıralanabilir, ancak ilk defa bir şiir kitabı okuyan ben, şimdilik Tarancı ile yetineceğim. Bu eserin, kitaplığımda biraz daha öne çıkmasını sağlayan 3 özelliği var:
1- Okuduğum ilk şiir kitabı oluşu.
2- Elimdeki basımın 1957'e ait oluşu.
3- Kitabın ilk sayfasını çevirdiğimde beni ''9-9-1959'' tarihinde atılmış bir imzanın karşılamış olması.
Açıkçası bunu sizinle özellikle paylaşmak istedim, çünkü bu konuda çok şanslı olduğumu düşünüyorum. Kitabı satın almadım. İkamet ettiğim yerde, ''kitap paylaşım noktası'' dediğimiz, insanların okudukları kitapları bıraktıkları bir kutudan aldım. Yani arkadaşlar, ''kitap, tarihte yolculuk yaparak en sonunda benim elime geçti'' desem abartmış olmam.
Edebiyat dersi sağolsun, Tarancı'ya yabancı değilim sizler gibi. Ancak gerçek anlamda tanışmak bu zamana nasipmiş.
Şiirlerinde, yadsınamaz bir gerçek olan ölümden bir umut kaçış, kimi zaman yaşama sevinci-isteği, kimi zaman bu gerçeğe derbeder bir teslim olunuş, kimi zamanda bir (belki de birkaç) sevgiliye sesleniş dizelerin arasında geziyor.
Yazar hakkında kısa bir araştırma yaptığımda şairin şiirlerinde çok da derin bir anlam olmadığı yazıyordu. Bir ihtimal, Tarancı'nın şiiri ''kelimelerle güzel şekiller kurma sanatı'' olarak değerlendirmesi dolayısıyla böyle söylenmiş olabilir. Ancak ben buna katılmıyorum. Derin düşünüp derin bakabilen herkes, Tarancı'nın şiirinde kendinden bir şeyler bulacaktır.
Bir şiir kitabı olduğundan mütevellit, sindire sindire okumak gerektiğini düşündüm ve sonuçta kitabı bir aya yakın bir zamanda bitirebildim. Şiir sevenlerin mutlaka kitaplığında bulundurması gerektiğini düşündüğüm bir eser.
İyi okumalar.