Kitap 1912 yılından yayımlanmış olup 2013 yılında dünyayı saran "Kızıl Veba" hastalığının toplumu yok edişini anlatıyor.
Her şey Hu-Hu'nun sahilde kumu deşmesi ve ortaya çıkan iskeletlerin dişlerini çıkarıp ipe dizeceğim demesi ve ihtiyarın bunlar "Veba Kurbanları" demesi ile başlıyor..
Kitap bir ihtiyar Granser (profesör) ve torunları (Tavşandudak), (Hu-Hu), (Edwin) arasında geçen, ihtiyarın yirmi-otuz yıl önce bu anlatacağı olayı herkesin duymak isteyeceğini ama şimdilerde bu olayın kimseyi ilgilendirmediğini düşünerek torunlarına anlatıyor..
Dünyada çok az insan varken hastalıklarda azmış. Dünya nüfusu çoğalmaya başladıkça salgınlarda o derece şiddetini artırıyormuş. Kitabın isminden de anlaşılacağı üzere hastalığımızın adı "Kızıl Veba" insanda belirtisi 'kırmızı yüz' olarak biliniyor. Öldürücülüğü ise çok fazla ortalama bir insanı 15-20 dk içerisinde öldürüyor. Her yere sıçrayan hastalık dünya genelinde kaosa ve insanların birbirleri saldırmasına, hırsızlık yapmalarına sebep olmuştur.
Bu salgından etkilenmeyen, bağışıklığı oldukça güçlü olan bu duruma kendisi bile şaşıran Profesör aslında bizlere yalnızlığını dile getirmektedir.
Kitabı okuduğunuzda günümüzde yaşanılan covid-19 salgını aklınıza geliyor. Her şey aynı sadece covid-19 dediğimiz salgın Kızıl Veba salgını kadar öldürücü değil.
Jack London kitaplarını okumak oldukça keyifli.. Sürükleyici ve akıcı bir dili var. Bu kitabı herkes okumalı verilen mesajların günümüzdeki değeri oldukça fazla ve düşündürücü.. Keyifli okumalar.