Her şey bir film sahnesinde kulağıma çalınan "HEPİMİZ GOGOL'UN PALTOSUNDAN ÇIKTIK" cümlesiyle başlamıştı. Peşinden bir arayış ve nihayet Nikolay Vasilyeviç GOGOL'un PALTO'suna ilişkin bir kaç cümle edebilme imkanı;
Bir eseri yazıldığı dönem toplumsal dinamiklerden , yazarın kişisel yaşantısından, hayata bakışından,gelecek tasavvurundan ve dünyanın içinde bulunduğu vaziyetten ayrık değerlendirme imkanı yoktur.
Yazar dönemin Rus toplumunu,toplumun çürümüşlüğünü, sınıfsal farklılıkları POLTO metaforu üzerinden bizlere çarpıcı ve içe işleyen bir şekilde anlatıvermiş. Birbirini anlamayan, gücün her şeyi çözdüğü, insani değerlerin pek anlam ifade etmediği, insanın sınıfsal pozisyonu ve şekli unsurlarla algılandığı yada kıymetlendiği bir dünya. Nasrettin hocanın deyimi ile ye kürküm ye dünyası.
Gündelik yaşam içinde kimsenin kimseyle ilgilenmediği ,birbirini anlamadığı,önemsemediği yada farkına varmadığı bir dünya.Yazar bunu roman kahramanımız Akakiy AKAKİYEVİÇ'in ölümü sonrası şöyle ifade etmekte .........Hatta uçan bir sineği bile iğneleyip mikroskop altında bakan bir doğa bilimleri öğrencisinin bile dikkatini çekmeyen bir yaratık yok olup gitmişti ..."
Roman kahramanımız Akakiy AKAKİYEVİÇ'in bir apartman dairesinde kimsesiz,nedensiz öldüğü ve ölümünün dört gün sonra anlaşıldığı bir dünya. Yazar bunu "Ne odasını, ne de eşyalarını mühürlediler,çünkü ilk olarak varisi yoktu,ikincisi de geriye sadece bir tutam kaz tüyü,bir paket beyaz antetli resmi kağıt,üç çift çorap,pantolonundan düşmüş iki üç tane düğme ve okurun zaten bildiği o eski palto kalmıştı" diyerek okuyucuya anlatmaya çalışmaktadır.
Hikayeyi bitirdiğinizde artık anlıyorsunuz ki BİR PALTO SADECE PALTO DEĞİLDİR. Ve DOSTOYEVSKİ'NİN dediği gibi " HEPİMİZ ONUN PALTOSUNDAN ÇIKTIK."