Zencilerin de saçları beyazlar adlı kitapta olaylar oldukça başarılı bir şekilde ele almıştır. Oldukça sade bir dille kaleme alındığını ve sizi de hikâyenin içine sokacak bir şekilde olay örgüsü kurgulanmaya çalışılmıştır. Kitabın neredeyse her bölümünde zulüm, acı ve göz yaşı net bir biçimde tüm acımasızlığıyla karşımıza çıkıyor. Somalili olan Frank'ın kabile savaşlarında ailesini kaybetmesi beni oldukça derinden yaraladı. İnsanlar onca zulüm ve haksızlıklığa karşı bu vahşi Aidid çetelerine ses çıkaramıyor oluşları, tüm dünyada yalnız olduklarının en büyük kanıtıdır. Köydeki Türk doktorun yardımlarıyla Mısır üzerinden İstanbul' a olan kaçış yolculuğuna tanık olacağız. Hiç bilmediği bir topraklarda ne yapacağını bilmiyor. Siyahi olduğundan dolayı İstanbul’da hep itilip hor görüldü ama hiç bir zaman kendini bu zalim çağın gereklerine karşı hep dik durmaya çalıştı. Daha sonra Hakkarili Zagros ile tanışıyor. Zagros da aynen Frank'ın yaşadığı olayları canlı canlı yaşamıştır. Özellikle kitapta roboskili 33 gencin öldürülmesi de konu alınmış, beni oldukça yaraladı. Hep mi yoksul topluluğun payına ölüm düşmesi, hiç mi adilce bir yaşam haketmiyorlar? Bunların arasında Zagros da ölüyor. En son Frank İstanbul da yalnız kalıyor ve yeniden savaşın olduğu topraklara Somaliye yol alıyor. Bu kitaptaki tüm olayları günümüzde hâlen bile yaşıyoruz. Her sayfada hayatın karmaşıklığını ve acımasızlığı yüzüme net bir şekilde çarptı. Ben insanım diyenlerin, yüreğine değecek bir olay örgüsüyle kaleme alınmıştır. Eline aldığınızda bitirmeden bırakmak istemeyeceğiniz bir eser. Yazarın duygularına sağlık. Ağlamamak için kendimi zor tuttum, diyebilirim. Çok güzel bir eser ortaya çıkmış...