Evet, bir mecazdır belki de bir metafordur o cennet. Kavuşulmak istenen o arzular ve yaşanmak istenen idealler değil mi cennet. Kim aramıyor ki cennetini. Kim mücadele etmiyor ki o uğurda. Yazar başta müslümanların daha doğrusu islamcıların o ideolijik cennetlerini ele alıyor sonra da bu yolculuk ve okumalardan sonra kendi kanaati olan cenneti dile getiriyor.
Ziyaüddin Serdar İhvanı Müsliminden Hasan el Benna, Seyyid Kutub gibi isimlerden başlayıp Mevdudi, Ismail raci el Faruki gibi isimlerle devam edip 11 eylül olaylarına kadar kendi yaşamından anılarla entelektüel bir otobiyografik çalışma yapmış. Modern islam serüvenine ilgisi olanların severek okuyacağı bir kitap. Dil de oldukça edebî ve akıcı. Coğrafi olarak da olduķca kapsamlı bir gezinti kitabı olarak da bakılabilir. Seyyid Kutup ve Mevdudi ozellikle islam siyaset konusunda elestirilir. Hatta İhvani Muslimin icin devlet takintili ifadesini de kullanir. İran devrimine doğru giden süreçler ve devrimin eleştirisi. Hatta İslamcıların yakından tanıdığı teorisyen Kelim Sıddıki ile de yakından tanışan yazar onun da ciddi ve sert bir eleştirisini yapar. Devrim ve gücün aynı zamanda ideallleri nasıl dönuşturduğune şahit oluyor insan kitabı okudukça. Lise yıllarımdan beri okuyup yararlandığım İsmail raci el faruki'yi de eleştiriyor yazar. Bu tartişma yüzyüze olmuş Faruki ile. Onun bilginin islamileştirilmesi olarak bilinen meşhur eleştirisine dair eleştirileri var. Salt modern zamanda kalmayıp yer yer peygamber dönemine gider bazen de Endulus donemine gider yazar. Ortadoğu'da islamın otoriter siyasala kurban edilişi ve onun dünyada görünen kötü imajina da değinir.
Salman Rüşdi'nin Şeytan Ayetleri kitabinin yayinlanmasi ile kopan kiyamete de deginiyor yazar. Güzel seviyeli eleştirileri olmakla birlikte Rüşdi için "kültürel kimliklerimizi yok eden" ifadesi duygusal ve aşırı geldi. Rüşdi her ne kadar kasıtlı da olsa sonuçta yazdigi bir roman idi. Yani kitap, Ve cevap olarak da kitapla cevap verilir ancak. Tabi yazar haklı olarak cevap verme yolunun ve kitabinin yanki duymadigindan yakınır bu da ayri bir mesele.
Enteresan nokta umut olarak Türkiye islamcılığının konu edinmesi ise ihtimaldir ki 90lı yıllardaki muhalif islami kesimlerdeki arayış ve enerji olsa gerek. Kemalizm etkisi de var gerçi seküler yoğunluktan dolayı. Ama 90lı yıllardaki İslamcıların Kürt meselesine İslamî çozum diye nutuk attıkları çareleri, güç ve iktidar ellerine geçince nasil da ikiyüzlü, kibirli ve sahtekar bir kalıba girdiklerini görmek dahi bu yalancı umutu anlatma yeter sanırsam. Yazar aslında bu ideolojik cennetlerden muzdariptir zaten.
Etkileyici noktalardan biri de entelektüel bir sohbet sirasinda arkadaşlarindan birisinin ben bu ümmet için yokum. Değmiyorlar o kadar çalişmamiza diye bagirmasidir. Sanirsam bu arkadaşın sitayişi ortadugunun bulunduğu bağnaz zihnin egemenligine olan isyan ve umutsuzlugun da oldukça çarpicı bir resmi idi.