Gönderi

Şibumi buysa...
5/10
·456 syf.··
2022 11. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 08 Nisan 2022 20:57
Beğendiğimi söyleyemeyeceğim bir eser. Amerikan aksiyon filmlerinin Japonlara uyarlanmış şekli desem daha doğru olur kanımca. Hoş o da ayrı bir muamma çünkü karakterimiz Japon değil. Rus, Alman karışımı melez. Japon felsefesini benimsemiş ve o kültürde büyümüş biri. Nedir bu şibumi: -bilgiden çok anlayış demek, ifade dolu bir sessizlik demek, alçakgönüllülük demek. Şibumi zarif bir basitlik demek. Büyük bir ruhsal rahatlıktır. Şibumi bir tür teslim oluştur(s.84-85). Kahramanımız Nicholia Hell de zaten çocukluktan gelen yetenekleri sayesinde ve kendi uğraşıları sonucunda da bazı yeteneklere de sahip olabiliyor. Algılama yeteneği ve çok iyi seks yapabilme yeteneği gibi. Romanda da zaten bu ikisi üzerinde bariz vurgu var. Ama sorun şu ki bu felsefe ile yaşamaya çalışan biri tavuk keser gibi gözünü kırpmadan adam öldürebiliyor, devletleri birbirine katabiliyor. Bu sayede de çok arananlardan biri. Sessizlik felsefesi bayağı başarılı olmuş gibi! Aslında bu kitaba bu kadar eleştirel yaklaşımım da bundan önce okuduğum kitaptan da kaynaklanıyor olabilir: Umberto Eco-Gülün Adı. O kitaptan sonra bunu elime aldığımda ilk tepkim, ”Bu ne ya” olmuştu. Benim için bir milat galiba Gülün Adı. Bundan sonra okuyacaklarımı da muhtemelen hep onunla kıyaslayacağım. Gelelim kitaba: bundan sonra söyleyeceklerim okumamışlar için sürprizbozan olabilir. Ama kafama takılanları da başka türlü ifade edemiyorum. Öncelikle kitap 450 sayfa. Bunun 300-320 sayfası Hell’in çocukluğundan başlayarak mağara kaşifliğine kadar giden süreçleri anlatıyor. Mağara keşfi de bana göre kitapta çok uzun tutulmuş. Son 150 sayfada da bir bakıyorsunuz hoop her şey olmuş bitmiş. Kahramanımız en çok arananlar listesinde ama havaalanından rahatça uçağa binebiliyor, çok rahat kılık değiştirip kokpit görevlisi olarak uçak kaçırabiliyor ve bütün ayarlamaları yapabiliyor. Bunların nasıl yapıldığına dair pek bir ayrıntı görememek açıkçası canımı sıktı. Sonra senin peşinde olanlar ile açıkça kartlarını oynamışsın, sana sığınmış bir kızı tek başına nasıl dağda bırakırsın? Ben bile kitabı okurken “bunları kesin takip etmişlerdir” diye düşündüm ki, öyle de olmuş. Son mağara olayında da madem algılama yeteneğin müthiş, neden onların gelişlerini algılamadın, bir şeylerin ters gidebileceğini düşünmedin. Ben o olay gerçekleşmeden önce “aha şimdi gelseler ne yapacaklar mağarada” dememe kalmadı, gelmişler. Tabii ondan sonra da intikam alma durumu. Öyle ya felsefe onu gerektirir değil mi? -Sana yapılanı unutma ve intikamını mutlaka al! Yok uzak doğu felsefesiymiş, kendini bulmakmış, meditasyonmuş, Dalay Lama’ymış. Amerikan kültürünün ikamesi olarak Uzakdoğu felsefesine prim yapma çabaları. Bizim kültürümüzdeki tasavvuf kültürünün yanından bile geçemeyecek felsefeler. Netice olarak verdiğim 5 puanın bile bu kitaba çok olduğunu düşünüyorum. Amerikan aksiyon severlerdenseniz ve mantık hataları sizin için çok bir anlam ifade etmiyorsa iyi okumalar…
Roman
ŞibumiTrevanian · E Yayınları · 20249,5bin okunma
·
125 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.