Gönderi

Dün neysek bugün ondan daha fazlasıyız.
8/10
·512 syf.··
2022 1. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 09 Nisan 2022 00:00
Her kime biz neyiz sorusunu yöneltsek alacağımız cevapların en başında insan olduğumuz vurgusu karşımıza çıkar. Tür olarak bir olduğumuz doğrudur, ney olduğumuz kadar ne olduğumuz da önem arzetmektedir. İlk sorunun cevabı hemen verilebilir ancak ne -insan nedir- sorusuyla karşılaştığımız da kafalar karışır ve ortaya çok değişik tanımlar çıkar. Topluluk olarak karakteristik değerler benzeşmesi görülebilir, özyapısal olarak insan kendine özgüdür. Her birey tertemiz doğar ve doğdukları çevrenin ahlak yapısıyla yetişir. Bir bölgede ayıp sayılan bir çıplaklık, insani bir ihtiyaç ya da davranış başka bir toplumda çok normal karşılanabilir. Bu sebeple ahlak değişkendir ve adaletli olan şey ahlaklıdır. Adillikten çıkma ve başka bireylerin alanına girme ahlaksızlığı ortaya çıkarır. Ahlak akılsız başta aranmaz, bir bebeğin yaptıkları ahlak kurullarını bozmaz. Ahlak insanın kendini bilmesiyle ortaya çıkar, kendini bilmek ise insan olmanın en önemli yapı taşıdır. Durum bu olunca bilmenin yükü iyi veya kötüye meyil etmektir ve elbet bu iki teriminde kefareti vardır. Germinal adlı kitabın incelemesinden bir paragraf. #41982435 “Toplum, toplum eleştirisi ve ahlaksız betimlemeler; Ahlakın olmadığı yerde adaletten söz edilebilir miydi? Ahlaktan yoksun bireyler kendi özünden gelen soya sahip çıkmadıktan sonra haklarına nasıl sahip çıkacaklardı? Kenetlenme önce aileden başlamalı silsile ile bütün hanelere, komşulara ulaşmalıydı. Yetişme ve yetiştirilme şartları bireylerin eğitim düzeyleriyle orantılı ilerlemedikçe ahlaktan yoksun kalan biçare bedenler ya haksızlığa boyun eğerdi ya da haksızlık ederdi... Bu hususta ahlakın eğitimden önce gelmesi kişiyi iyi insan eder, topluma yararlı kılarken, ahlaktan yoksun bireylerin eğitimleri ise sadece kendi yararına yönelik olmakla kalırdı. İnsan yaradılışı toplumlarla beraber ikamet etmesini öngördüğünden ise önce ahlakın alınması ve eğitimle bunun desteklenmesi hem toplumlar için hem de doğa için vazgeçilmez gereksinimler olmalıydı. Aksi durumlarda bazı bireyler kendilerini alt sınıflardan kurtarıp yine alt sınıflara eziyet etmek zorunda kalırdı.” Emile Zola 19. yüzyılda yaşamış Fransız yazar. Eserlerinin tamamında insan, işçi ve yönetim sorunlarını dile getirmiştir. O da J.J. Rousseau ve Denis Diderot gibi var olan bütün şeylerin batmakta olduğunun farkındaydı. Dreyfus olayında ise yönetime yazdığı açık mektup dünyada tanınmasına vesile oldu. Eserlerinde uzun cümlelerden korkmaması ve ustalıkla bunun üstesinden gelmesi, betimlemelerdeki akıcılık ile okura aktarılan yazıyı bir sahne ortamına çevirmesi benim gözümde Fransa’nın en iyi kalem ustaları arasına sokuyor. Özellikle Germinal adlı eserini bana okutmakla kalmamış adeta beni de karakterler arasına alıp harika bir seyir yaşatmıştı. Nana adlı eserinde toplumun neredeyse her kesimine bulaşmış ahlaksızlığı ifşa etmekle kendini mesul tutan yazarımız harika bir içerikle karşımıza çıkıyor. İçerikte hedonist olmayan karakter bulmak neredeyse imkansız. Sefa pezevenkleri bir yanda, kibirlerinden ödün vermeyen fahişeler diğer yanda hırslarından yapmayacakları ahlaksızlıklar olmayan hizmetliler orada burada... Rezaleti gözler önüne sürmek için neredeyse hiçbir masraftan kaçmamış, ne tür insan derseniz hepsinden üçer beşer serpiştirmiş. Nefsine hakim olamayanların hiçbir şeye sahip olamayacaklarını usta bir biçimde şekillendirmiş. Kalemini kılıç olarak kullanmaktan hiç çekinmemiş. Güzelliğin hem av hem de avcı için tehlike doğuracağı gerçeğini ve aslında bir madde gibi değişeceğini, aynı zamanda güzelliğin ilaçtan daha tesirli olup bakanını körleştireceğini, dozajı yükselttiğinde ise muhatabını enkaza çevirip hiçliği boylatacağını 500 sayfada anlatmıştır. Değişen ne; -Blonde Venus- Nana, Nataşa, Alev, Arzu, Ahu olan isimlere Pink Necla, Big Bing Türkan, Limitsiz Fatma gibi sıfatların gelmesi bizi ne kadar değiştirdi ya da geliştirdi. Fahişelik çiftçilikten sonra en eski meslektir. Biz arza talip oldukçada sadece değişen isimler olacaktır. Biz yine de toplumları dizginleyen bu meslek grubuna saygı duymalıyız. Alanın ve verenin razı olduğu, bizleri rahatsız etmeyen şeylerin, bizleri alakadar etmemesi de gerekir. Diğer kısmı ise kendi tanrıları ve vicdanları arasındadır. Ahlaksızlığın birçok boyutu vardır. Ortak kullanılan bir yola tükürülmesinden tutun, sıra bekleyen birinin önüne izinsiz geçmeye kadar. Biz ahlakın sadece bu boyutuna müdahale edebiliriz. Yukarıda dediğimiz gibi varolan şeylerin bakmakta olduğu gerceği her yüzyıl biraz daha fazlalaşıyor. Değerlerimizi yok etmeye çalışan o kadar çok durumlar var ki saymakla bitiremeyiz. Dizilerin saçma senaryoları, kötü karakterlere duyulan sevgiler, sosyal medyanın etkileri, hakaret ile birini savuşturmanın hoşluğu, mizah yapacağız diye küfürlerin havada uçması ve başkalarını güldüreceğiz diye diğerlerini gözyaşlarına boğmalarımız... Sözün özü; Kitabım İş Bankası Kültür Yayınları’ndan çevirisi ve dizgisi harika. Beni rahatsız edecek hiçbir kusur bulamadım. İçerik olarak ise dolu dolu, türünde harika bir eser. Roman sevenlerin okuması gereken eserler arasındadır. Sağlıkla kalın.
İnsan ve Duygular
NanaEmile Zola · İş Bankası Kültür Yayınları · 20215,5bin okunma
··
725 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.