Nazım Hikmet ve Süreyya Aydemir Moskova sokaklarında
9/10
·407 syf.··
2022 14. kitabı
·
83 günde okudu
·
Okunma: 15 Nisan 2022 00:09
Şevket Süreyya ve Nâzım Hikmet’in Moskova sokaklarında içip gezme hikâyesini de bizzat birinci ağızdan okuyoruz. Nâzım Hikmet o zamanlar da atarlı giderli bir abimiz; hatta Süreyya Aydemir’e “Başımıza ne geldiyse senin gibi köylülerden geldi,” demesi falan... Tartışmalarda hep öne atılıp sosyalist pencereden bir şiir savurması mı dersin, votkayı içip Moskova sokaklarında ateş yakması mı dersin... Fikirlerini özgürce ifade eden bu değerli ismi sevgiyle anıyorum. ​Edirne denilen şehir günümüzde tamamında Türk vatandaşlarımızın yaşadığı nadide bir ilimizken, Şevket Süreyya Aydemir’in çocukluk yıllarında öyle olmadığını görmekteyiz. Evlerinin hemen yanlarında bulunan Rum malikânelerinin, Rum lokantalarının, Bulgar fırınlarının varlığına ve Rum çocuklarıyla yapılan kavgalara şahit olmaktayız. Mahalleden geçen Müslüman çocuğun taşa tutulmasıyla başlayan kavgalar, bizlere zamanın oldukça tutucu ırksal ayrımını vurgulamakla kalmayıp dönemin siyasi gerginliğinin nasıl da küçücük mahallede oynayan çocuklara indirgendiğinin göstergesidir. ​İçerisinde hürriyet, adalet, müsavat, uhuvvet geçen her ihtilal; o dönemin cahil bırakılmış milleti için iyi olarak karşılanıyordu. Bir ihtilalin iyi olabilmesi için içerisinde hürriyet, adalet, müsavat, uhuvvet kelimelerinin geçmesi yeterliydi. Bu kelimeleri ne anlayan ne de anlatan vardı. Ama bir hoca çıkıp “İhtilal iyi,” dediğinde herkes hurra, bir bayram havasıyla kutlardı ihtilalin iyi oluşunu; canım milletim benim! Balkon Savaşları’na “Ya hürriyet ya ölüm!” bayraklarıyla giden milletimiz, Osmanlı’nın kendisi için savaşan halkına sahip çıkmayacağını nereden bilebilirdi? Nereden bilebilirdi milletimiz saltanat zannedilen şeyin sadece bir gaflet uykusu olduğunu! Cihan Harbi’nden önce Balkan yenilgisiyle çoktan sona ermiş olan bir imparatorluğu ayağa kaldırmaya çalışan vefalı milletim... ​Sen git Konya’dan Sarıkamış’a kadar karların içinde donarak aylarca yürü, sonra savaş başlasın; binlerce insanımızın acısı hâlâ içimizde yanmaya devam etsin. Sonra neymiş efendim, günümüzde vatan borcu için askere gitmek elzemmiş; batsın sizin vatan borcu anlayışınız, batsın cahilliğiniz! Siz bu bedeli değil 6 ayda, bir ömür verseniz yine ödeyemezsiniz. Bedel, zihinlerin bilgeliğiyle ödenir. Bedel eğiterek, doğru eylemlerde bulunarak, öğreterek ve öğrenerek ödenir. Bedel hatırlayarak ödenir. Bedel, vatan sevgisini damarlarında hissederek ödenir. Bedel, askerliği meslek edinmemiş bireye askerlik hizmeti yaptırarak ödenmez, canım milletim benim. ​Kızılbaşların yaşamından tutun Rus demokratlarıyla masada neler konuşulduğuna, Orta Asya Türk milletlerinin akıbeti için hangi kararların alındığına, Stalin ve Lenin dönemlerinin insan ilişkilerine, siyasi amaç uğruna yapılan eylemlerin acımasızlığına, çıkarlar uğruna alınan canlara, yapılan gizli suikastlara, içirilen zehirlere... Ülkü inancını Orta Asya’da aramanın hata olduğunu Kafkasya’nın o soğuğu ile öğrendin, değil mi? ​1905 Rus-Japon Harbi’nin Rusya’yenilgisiyle sonuçlanmasının ardından, Rus topluluğuna dâhil milletler arasında millî hareketler başlarken bu hareketin ilk yansıdığı ülke Azerbaycan oldu. Bizim dilimizin yalnızca bir halk dili olarak kaldığını; tiyatro, edebiyat, şiir alanlarında gramerimizin Rusya tarafından ezilmeye başlandığını görmekteyiz. ​Kitapta geçen küçük bir aşk hikâyesini de atlamayalım; o da değerli Aydemir’in Orta Asya işgalinin ince bir senaryosu. :) ​Kitapta yok yok; Afyon Savaşları’na da gidiyoruz. Biliyorsunuz, İngiltere’nin Çin’e soktuğu afyonlar ile Çinlileri 50 yıl geri gönderen bir İngiltere... Okumazsak bizlere ne yapmaz, değil mi? ​Suyu bulmak için geldiğimiz yere bakalım. İlk olarak nereden geldik? Belki şu an geldiğimiz yerin içindeyiz; belki de ondan çok uzakta.
Edebiyat
Suyu Arayan AdamŞevket Süreyya Aydemir · Remzi Kitapevi · 20215,1bin okunma
·
223 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
👏👏👏 Bu güzel kitabı ben de okuyup yorumladım. #kitapseverlertakiplesiyor #dogavekitap #dogavekitapankara dogavekitap.wordpress.com/2021/09/24/suyu...