Bir yabancının bir yere gitmesiyle başlayan olaylar her daim ilgi çekicidir. Kahramanımız Juan bir hesaplaşma/yüzleşme aslında annesinin vasiyetini yerine getirmek için Comala'ya gider. Babasını görmeye giden kahramanımız beklediği gibi insanların yaşadığı bir yere değil de hayaletlerin, ölülerin, seslerin, zamansızlığın, hakim olduğu hüzünlü bir yere gelmiştir. Ölüler konuştukça olaylar genişliyor ve çözülmeye başlıyor her şey. Siz de bazen kendinizi ölü hissedebilirsiniz. Denerseniz zevkli olur. Baba - oğul ve nefretin hakim olduğu bir yerde intikam kaçınılmaz olur. Pedro'nun inadı bütün Comala'yı yok etmiştir. Yok oluşa tanık olmak istemez misiniz? Büyülü bir eser. Okuru zora sokan bir şey var: Bölüm başlıkları yok ya da hangi ölü konuştu, nereden bu olaya geçildi gibisinden. Büyülü Gerekçiliği sevenler okusun. Yüzyıllık Yalnızlık'ı okuyanlar tabii ki de okusun.