Uzun süredir merak ettiğim, kısa sürede bitirdiğim bir roman. Daha önce Atsız'ın herhangi bir eserini okumamıştım. Yazarla dünyaya farklı açılardan baksak da benim için önemli olan romanın edebi değeriydi. Yazarın dili kullanma becerisi ve akıcılığı nedeniyle kendini çabuk okutan bir kitap olduğunu söyleyebilirim. Ama benim bu kitaptan beklentim o çok övülen psikolojik derinliği ve kahramanların iç dünyasını anlatmadaki başarısını görmekti. Maalesef beklediğimi bulamadım. Evet, romanın psikolojik bir yönü, başta Selim olmak üzere kahramanların iç dünyasını inceleme çabası var ama roman hakkında okuduklarımdan sonra bende oluşan beklentiyi karşılayamadı. Benim etkileyici kitaplar listeme girememe sebeplerini biraz spoiler da içerecek şekilde yazacağım:
Romanı içselleştirememe sebeplerimden biri başkahraman Selim. Yazarın dünya görüşünün baskın olduğu romanlardan alışık olacağımız üzere Selim sözcü bir karakter. O kadar mesaj kaygılı ki bu karakterin acısına, aşkına, yaşamına ben inanamadım. Bunun sebebi dünyaya aynı açıdan bakmamamız da değil üstelik. Okumaktan çok zevk aldığım Peyami Safa da Atsız gibi kendi görüşü doğrultusunda kahramanlarını oluşturur ve onların çatışmasını izleriz, sonuçta Peyami Safa'nın sesini emanet ettiği kahraman haklı çıkar ama bu durum bana rahatsızlık vermez. Bu romanda Selim beni rahatsız eden bir karakter oldu ve empati kuramadım.
Romanda ilginç bulduğum karakter Yek'ti. Biraz daha işlenseydi Selim'in iç çatışmalarına bağlansaydı roman daha farklı bir hal alabilirdi.
Uygur masalını çok beğendim. Roman kurgusuna katkısı başarılıydı. Ama Selim - Güntülü aşkı da benim için inandırıcılıktan uzaktı. Sırf Selim'in fikirlerine katkı olsun diye Leyla'yla Selim arasında yaşananlar ve Selim'in Leyla'yla ilgili duyguları Güntülü'ye olan hislerini anlamamı zorlaştırdı.