Eğer bir Murakami kitabıni hasbel kader okumuşsaniz ve üstüne de beğenmişseniz artık geçmiş olsun,tadına varmişsiniz demektir.cunku ya ilk okuduğunuzda diline anlatımını kavrar ve seversiniz yada elinize bir daha almazsiniz deniyor.Bende katılıyorum.Postmodern türüne ait bir çok kitabı olan yazardan bununla birlikte beşinci kitabını okumuş oldum ve yine banko.Kuyu metaforu hemen hemen üç büyük eserinde de vardı alıştım onun gökyüzünden kırmızı sülükler yagdirmasina,kedilerin konuşmasına.Murakami nin metinlerarasinda kaybolmak,nasıl bağlayacak toparlayacak merakıyla tablonun içindeki kumandanın canlanması, Viyana dan gelince tümden değişiklik yaşayan ünlü ressamın ölüm döşeğinden kalkip ruhunun dağ başındaki resim odasına gelmesi çok olağan bir duygu yaratiyor.olaganustuculukle postmodernin içiçe geçtiği harika bir eser daha çıkmış.Zemberekkusundaki karekterlere benzeyenler vardı.Baska eseri olan Kadınsız erkeklerde ki karekterleri de cagristirdi bana.Sahilde Kafka nin kurgusu kadar muhteşem diyemeyeceğim fakat yine de iyiydi.Uzun olması biraz göz korkutuyor ama çok sürükleyici,tek bir eleştirim var gereksiz tekrarlar var metinlerde.Tam metinin içinde uyumlanmis bir şekilde sürüklenirken canınız sıkılıyor gibi oluyor ama hemen gizemli karekter Mensikiye ,dağın başındaki eve veya ünlü ressamın yattığı huzur evine veya Maria Akikava nin nasıl o güzelim beyaz evde hapis kalmasına daliyorsunuz.Macera dolu hareketli oldukça tempolu bir okumaydi.Kitapta bol bol müzik sinema kitaplara gönderme vardı tüm Murakami eserlerinde olduğu gibi.Yazarimizin ciddi bir müzik bilgisi olduğunu biyografisini incelediğimde öğrenmiştim.Oldukca entellektuel donanımlı bu yazarın bana göre tüm eserleri çok özel,ben onun tüm külliyatı i tamamlama amacindayim.Murakami severler bu kitap tam da size(bize) göre.