Puan vermedi·128 syf.··
Beğendi
·
2022 72. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 20 Nisan 2022 02:23
Çehov'un taşra çiftliklerinde geçen öteki oyunlarından farklı olarak "üç kızkardeş"in ortamı küçük bir taşra kentidir. Toplumsal çevrenin, boğucu taşra yaşamının, Çehov'un hemen bütün oyunlarında rastlanan eleştirisi bu oyunda doruktadır. Oyun kahramanlarından andrey bir yerde şöyle der: "moskova'da bir restoranın muazzam büyüklükteki salonunda oturursun, kimse tanımaz seni. ve sen kimseyi tanımazsın. ama yine de yabancı hissetmezsin kendini. burada ise herkesi tanırsın, herkes seni tanır; ama yine de yabancısındır..." Böyle bir ortamda bilginin, eğitim görmüş olmanın, öğrenilmiş şeylerin de anlamı yoktur. "üç kızkardeş"in kahramanlarından irina'nın öğrendiği bir yabancı dil olan italyancayı unutmaya başladığını ayrımsadığında kapıldığı panik, çehov'un oyunlarında acıma duygusu ve ironi birlikteliğinin en etkileyici sahnelerindendir. bir rus taşra kentinde italyanca "pencere" ya da "tavan" sözcüğünü öğrenmenin anlamsızlığı, boşu boşuna geçip gitmiş yaşamın simgesi gibidir... Çehov'un oyunlarında taşra boğuntusuyla birlikte işlenen temalardan biri de gelecek umududur. yine "üç kızkardeş"te, andrey'in bir başka yerde söylediği şu sözler bu umudun dile getirilişi bakımından ilginçtir: "yaşadığımız şu hayat iğrenç, ama buna karşılık geleceği düşündüğümde içim öyle rahatlıyor, her şey öyle kolay, öyle engin görünüyor ki... uzakta bir ışık parlıyor sanki ve özgürlüğü görüyorum. kendimin ve çocuklarımın başıboşluktan, kvas içip lahanalı kaz eti yemekten, öğle sonrası uykularından, şu aşağılık asalaklıktan nasıl kurtulacağımızı görüyorum..."
Üç Kız KardeşAnton Çehov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20169,8bin okunma
57 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.