Ana kahramanımız Gordon Comstock, dünyayı her alanda avucunun içinde olan para çarkına ve hâkimiyet altına alan kapitalizmin, insanların paranın gücüne olan bağlılığını arttırdığı ve insanların özgürlüklerini bir nevi elinden alıp seçilecek tek bir seçenek olarak görülen, öyle olmasa bile çoğumuzun seçtiği ve hayata geçirdiği en kolay seçenek, konformizme olan bireysel direnişinin ironik bir tarzda anlatılışının romanıdır.
Chomstock hakkında yüzeysel bir bilgi verecek olursam, çocukluğu tipik, sıkıcı , hiç mutlu olmayan, gerçekten üzülmeyen, yaşadıklarının farkında olmayan, dünyada bir iz bırakmayan orta-orta sınıf bir ailenin etrafında geçmiştir. Gordon için paraya karşı direnişin başladığı dönem, eğitim için zenginlerin olduğu bir okula gittiği zamanlara dayanır. Gordon, zengin arkadaşları yanında ailesini hep zengin göstermeye çalışmakla geçirir okul zamanlarını. Bu da neden yetişkin olduğunda paraya bu kadar karşı olmasını açıklıyor gibi görünüyor.
Yetişkin olduğunda ise günlerini Londra’da eski bir kitapçıda çalışarak ,deyim yerindeyse, sefil halde geçiren bir adamdır. Birçok şiiri arasından göz bebeği olarak gördüğü ve bitmesini hayal ettiği ‘Londra Zevkleri’ adlı şiirini yazmayı hedeflese dahi bu isteği bir türlü gerçekleşmez.Yazar olma hayalleri günden güne suya düşer ve kendisinden ve çevresinde onu sevenlerden de el ayak çekmeye başlar. Hatta öyle bir soyutlar ki kendini, çevresi buna anlam veremez, onu bu sefil durumdan kurtarmak için seferber olurlar, yardım etmeye çalışırlar. Fakat Gordon, bütün iyilikleri, özellikle maddi iyilikleri, geri çevirir, kabul etmez ve asıl amacı o olmasa bile kalp kırar. Çünkü Gordon, çok para getiren işlerden, para dünyasından, İngiltere orta sınıfının pencerelerinin olmazsa olmazı aspidistra çiçeğiyle yaratılan emniyet halinden kurtulmaya çalışan ve bunlara direnç gösteren bir insan olmaya kararlıdır. Her şeyin ama herkesin her şeyi maddi kazançlar elde etmek için yaptığını, düzenli bir işi olmayan bir erkeğin kadınsız kalacağını, sevginin ve ilginin maddiyata bağlandığını, ayrılıkların sebebinin de maddiyattan olduğunu düşünür. Yoksulluğun ruhun ağız kokusu olduğunu ve diğer insanların kendisinden tiksintiyle uzaklaştığını, herkesin yoksul insanı çiğnemek istediğini ve üzüldüğünü görüp zevk almak için üzdüğünü düşünür.
Bu düşüncelere sahip olan Gordon günden güne bu direniş için çırpındıkça bataklığın daha da derinine batarken, bir gün bir olay yaşayacak ve onun bu direnişine yeni bir boyut katacaktır. Bu olayın ne olduğunu okuyup kendiniz öğrenin isterim.
••••••••••••••••
“İnanç,umut,para… Yalnızca azizler üçüncüsü olmadan ilk ikisine sahip olabilirdi.”
“Para tanrısına tapmak böyle bir şeydi işte! Düzenli bir hayat kur, para kazan, ruhunu bir evle aspidistra karşılığında sat!”