·375 syf.····Okunma: 27 Nisan 2022 21:06 Bu kitabı okumayı hem çok istiyor hem de erteliyordum. Duygusal olduğum ve okuduğum, izlediğim şeyleri içselleştirerek çok etkilendiğim hatta ben de birlikte yaşadığım için çekiniyordum açıkçası. Dedim ki kendime 'insanlar bunları yaşıyor, sen okumaktan imtina göstermemelisin'. Bir gayret başladım. 3 günde tabiri caizse soluksuz okudum bitirdim.
Yazarın olay kurgusunı ve yazım dilini çok beğendim. Kendi adıma bu kitaptan neler aldığımı, nerelere dokunduğuna karakter ve olaylara girmeden kısaca değinmek istiyorum. Göçmenlik ve savaş konusunu bir de gelenlerin gözünden görmeye ihtiyacı olanların mutlaka okuması gereken bir kitap. 50 senedir işgal altında olan, kültürü, insanları, gelenekleri bize çok benzeyen ve tarumar edilmiş, etnik temizlik yapılmış, mahfedilmiş bir ülke Afganistan ve onun acılı insanları...
O kadar içime oturdu ki, insanların köklerini, memleketlerini bırakmak zorunda kalmaları, gün günden herşeylerini kaybetmeleri çok acı.
Öyle veya böyle yabancı ülkelere taşınmayı, orada yeni bir hayat kurmayı hepimiz düşünmüşüzdür. Hele son zamanlarda gidenler çok, gitmeyi düşünenler de.
Ama ben kendi ülkemde farklı bir şehre taşındığımda bile yaşadığım garipsenmeyi anlatamam. Bir gün oturup ağlamıştım 'tanıdık bir garson bile yok herşey herkes yabancı' diye...
Peki ya bu insanlar ne yapsın! Ülkeden kaçamayanlar Taliban zulmünde kalmış, erkekler ölmüş, kadın çocuklar aç sefil aklın alamayacağı eziyetler içinde... Örneğin kitapta kahramanının Afganistan'a dönüşünde karşılaştığı pejmürde bir dilenci ona annesini anlatır, bu dilenci eskiden annesinin arkadaşı Üniversitede hocadır...
Düşmüş, vatanını terkemek zorunda kalmış tüm insanlara bakarken üstüne başına yaşamına haline bakıp yargılarken 'kalıp savaşsaydı' demek ne kolay. Onların başına gelenin bir gün senin başına gelmeyeceği ne malum? Göçmenlere bakış açısını değiştirmek için güncel olarak mutlaka okunması gereken bir kitap. Bu insanlara böcek gibi baktılar yıllardır... Savaş heryerde savaştır. O savaş isteyen doymak bilmeyen canavar yüzyıllardır masum insanları, güzel ülkeleri yerle bir ediyor ve durmadan ilerlemeye devam ediyor. Ne zaman ki bu tarumar edilen ülke ortadoğu ülkesi değil de onların deyimiyle; insanları nispeten 'Avrupalıya benzeyen' 'onlar gibi sarışın mavi gözlü olan'lar göçetmek zorunda kalınca herkes kucak açtı. Öbürleri insan değil mi? Bu iki yüzlülüğe tahammül edemiyorum. Irkçılığa, ayrımcılığa, sömürgeciliğe, katliamlara...
Allah kimseyi vatanını toprağını terketmek zorunda bırakmasın. Tüm masumları zalimlerin zulmünden korusun...
Çok ağır bir kitap, tokat gibi çarpıyor. İnsanın göğsüne oturuyor. Boğazındaki yumruk gözündeki yaş günlerce dinmiyor.