·437 syf.··Beğendi
···Okunma: 27 Nisan 2022 23:47 Esir Şehir üçlemesinin ilk eseri olan Esir Şehrin İnsanları, Birinci Dünya Savaşının ardından işgale uğramış İstanbul halkının durumunu ele alır. Çevresindeki vurdumduymaz insanların aksine, ülkesi için mücadele etmesi gerektiğini fark eden başkahraman Kamil Bey, verdiği mücadeleyle ideal Türk aydınında olması gereken özellikleri okuyuculara yansıtır.
Bir toplumun milli bilincinin oluşması sürecinde edebiyatın çok önemli katkıları vardır. Toplumun kaderini değiştirmiş olaylarla ilgili kaleme alınan edebi eserler dönemin ruhunu, toplumun zihniyetini ve yaşanmış olayların toplum üzerindeki etkilerini belirli bir olay örgüsü içerisinde ayrıntılı bir şekilde işler ve bu yönüyle olayları daha yüzeysel, duygusal ögelerden arıntırılmış bir biçimde anlatan tarih biliminden ayrılır.
Milli mücadele karşıtlarının içinde bulunan ve romanın içerisinde ana kahraman Kamil Bey’in eşi Nermin Hanım’ın halaları tarafından temsil edilen sosyete, işgal güçleriyle içli dışlı yaşamaktadır. Ülkede sadece Nişantaşı ve çevresinden haberdar olan bu insanlar, batıya yalnızca şeklen hayranlık duymakta ve hayran oldukları batı hakkında tamamen yüzeysel, cemiyet içerisindeki davetlerde hava atacak düzeyde bilgiye sahiptirler.
Esir Şehrin İnsanları romanı, savaşı kaybetmiş ve esir düşmüş İstanbul halkının duygularını, düşüncelerini ve reflekslerini okuyucuya başarıyla aktarır. Milli Mücadelenin karşı safında bulunan insanların fikirlerini de başarıyla yansıtan yazarımız, Kamil Bey’den ve onunla beraber bu yola girmiş yoldaşlarından ideal birer Türk aydını yaratmış ve bir Türk insanında olması gereken özellikleri eserdeki kahramanların üzerinden okuyucusuna aktarmıştır.Bazen savaşı kazanmak için cephedeki mücadele yetmeyebilir. Cephenin gerisinde manipüle edilmeye açık olan halkı ikna etmek de en az cephedeki savaş kadar önemlidir ve bu görevi yerine getirebilecek olan grup ise ülkedeki mürekkep yalamış aydın kesimdir. Türkiye standartlarının çok üzerinde eğitim almış ve Avrupa’yı ülkesine nazaran çok daha iyi tanıyan Kamil Bey de ülkesinin kurtuluşu uğruna alışkanlıklarından vazgeçerek bu görevi üstlenmiş, bu sırada da yabancısı olduğu memleketini çok daha yakından tanıma fırsatını yakalamıştır.