#seldaokudu #av
#alıntı
"Yıllarca işkence görmüş bir kız çocuğunun belli bir güce ulaştıktan sonra hayatını mahveden kişiyi bulup onu içindeki kontrolsüz öfkeyle öldürmesi...çok mu düşük bir olasılık Anne?"
Aslında yorumlar da pek alıntı kullanma ben hikayeler atmayı tercih ederim. Ama bu alıntı tam da kitabın özeti niteliğinde olduğu için onunla başlamak istedim.
Bir yandan da ne yazsam nasıl yazsam diye düşünmedim desem yalan olur. Çünkü okuyalı kaç gün oldu ama etkisi ve atmosferi ile yeni toparlayabildim.
Bir baba aslında bana olmaya zerre değmeyen adi bir pislik Oğuz Özüstü...
O kendi can vermesine vesile olduğu kızının hayatını ellerinden hiç acımadan alıyor.
İş adamı kimliği ve dışarıya yansıttı sözde şahane kişiliği ile bir baba. Eşi ve oğlu ile mutlu bir yuvaları var. Av ise onun tek tutkusu ve çevresi tarafından sevilmeyen tek özelliği.
Bu mutlu aileye bir fert daha katılacak Ela doğduğu gün ölen kızları.
Yaşadığı sadece kendisi tarafından bilinip öldü diye söylettiği kızı...
Neden mi? Eee şerefsizlik böyle bir şey işte.
Av için yaptırdığı kulubeye kendi kızını da kapatıp onun hayatını da elinden alacak kadar şerefsiz.
Üstelik oraya gittiğinde anne dediği bir kız daha var henüz on üç yaşında yıllardır o da Oğuz tarafından alıkoyulmuş.
Daha sonra gelenler de oluyor. Bu dört duvar arası Oğuz yokken onlara saray gibi büyük gelirken Oğuz gelince adeta bir kulube oluyor.
Bir yol ararlarken fırsat bir gün yüzlerine gülüyor ve hep beraber kaçmayı başarıyorlar...
Asıl hayat ve korku onlar için tam da buradan sonra başlıyor. Kendilerine bir hayat kurmak, mutlu olmak için yol çizmeye çalışırlarken geçmiş ve taciz ile tecavüzler hep küçük kalplerinde saklı kalıp ufacık bir anda korkuları gün yüzüne çıkıyor.
Ve bu böyle olmaz diyerek olaya Ela çözüm buluyor. Nasıl mı? İşte onu yazamam.
Ne çok yazmışsın diyebilirsiniz ama inanın ki bu hiçbir şey keşke hepsini yazabilsem. Dökebilsem.
Bir baba can vermesine vesile olduğu can tarafından can veriyor... Yazarken bile zorlandım şu cümleyi gerisini siz düşünün.