Miguel de Unamuno'dan okuduğum ilk kitaptı. Kendisi felsefe ve edebiyat üzerine öğrenim görmüş, Salamanca Üniversitesi rektörlüğü yapmış bir yazar. Eserin başlangıcında Behçet Necatigil'in, Unamuno hakkında kısa bir yazısı bulunuyor. Bu yazıda Unamuno'nun sorunlarını ve sanata bağlanışını şu şekilde tanımlıyor: "İnsanın kaderi, hayatın anlamı ve ruhun ölümsüzlüğüdür Unamuno'yu en çok düşündüren sorunlar. Nereden geliyor, nereye gidiyorum? Yürüdüğüm yol beni hangi gayelere, hangi kıyılara iletiyor? Nedir hayatın anlamı? Unamuno bu gibi soruların cevabını arar. Kişioğlunun trajedisini, onun ölümsüzlüğe karşı duyduğu korkunç açlıkta, bütün kısıtlama ve sınırları aşma eğiliminde, sonsuz hayata özlem ve kaçınılmaz ölümde görür. Bunun için kötümser ve bireyci sanata bağlanır. "
Gerçekten de Necatigil'in bahsettiği gibi diyaloglar içerisinde insanın duygularına, trajedisine, kaderine, ne için yaşadığına dair değerlendirmeleri, aşkın ne olduğuna ilişkin düşünceleri görüyoruz. Kurgu olarak anlaşılması zor olmamakla birlikte üzerinde durulmayı hak eden bolca cümleye denk geleceksiniz. Örnek olarak;
#164993150#164993326#164993704#165027066#165028369#165028976#165032694#165032901#165530933#165533179 bu alıntılar verilebilir.