Kitabı okurken kendimi bir tiyatro seyircisi olarak hissettiğim çok oldu. Miguel de Unomuno'nun tiyatrocu kişiliğinin etkileri çok hissediliyor eserde. Ana karakterimiz Agusto annesini kaybetmiştir, varoluşsal sancılar çekmektedir. Hayatı anlamlandırma çabasında, arayışlar içerisindedir. Bir gün karşısına bir kadın çıkar, aşkla tanışır. Kadınları bu kadın ile tanımaya çalışır, onu sevmeyi dener. Evet, Agusto bir deney yapıyor... Kendi zihninde konuştukları, çevresindekilere konuştuklarıyla aslında sizi de muhabbetine dahil ediyor farkına sonradan varıyorsunuz. Varlık, hiçlik, aşk, acı, evlilik, dostluk gibi kavramları ince ince işleyerek irdeliyor. Eserin ön sözü olduğu gibi son sözü de var ve romanın kurgusuyla ilişkili, bu sebeple ön söz okuma alışkanlığınız yoksa bile lütfen bu kitabın ön sözünü okuyunuz. Kitabın sonuna doğru Agusto zaten yazar ile konuşmaya başlıyor. Kesinlikle sıkıcı değil, ön yargınız var ise kırmalısınız bence. Derinliği olan bir eser, zihniniz boşken okumanızı tavsiye ederim.