·72 syf.··Beğendi
···Okunma: 01 Mayıs 2022 15:31 İnsanlık ırkının yüzyıllar boyunca süregelen teknolojik, sosyal, kültürel ve medeni gelişmelerini yok eden kızıl veba insanlığı, doğayı ve canlıları tıpkı en baştaki gibi ilkel, gelişimini tamamlamamış bir hale getiriyor. Bir nevi bu salgın doğayı ve canlıları dünyaya tekrardan eski halinde teslim ediyor diyebiliriz.
Salgını görüp geçiren ve hayatta kalmayı başaranlar arasında olan ana kahramanımız torunları ile yaşamını sürdürüyor ve onlara sürekli eskilerden bahsediyor. Salgından çok sonra dünyaya gelen çocuklar eski modern dünyanın yaşam tarzını hiç görmemiş olarak tamamen medeniyetten uzak bir şekilde yaşadıkları için zaman zaman dedelerinin konuştuklarını bile anlayamıyorlar. Alfabeden, yazıdan ve sayılardan mahrum bu çocuklar iletişimin ve temel bilginin eksikliğini gösteriyor.
İnsanların yanı sıra bitkilerin eskisi gibi gürleşip dört bir yanı sarması ve hayvanların tekrardan vahşi hayatı benimsemesi de salgının sadece insanlığı değil tüm canlı yaşamını etkilediği görülüyor.
Salgın sonrası hayatta kalan insanlar üreyip eski yaşam biçimlerine ufak adımlar atıyorlar fakat bu ilerleyiş belki yüzyıllar belki de asırlar sürecektir.
Fakat bence kitabın temelinde yatan fikir insan denilen canlının aslında hiç değişmediği ve özünde tamamen ilkel, vahşi bir varlık olduğu yönünde. Elindeki gelişmeleri kaybetmiş olan insan tekrar eski haline dönmüş ve teknolojik gelişmeler bizleri insan denen canlının diğer canlılardan çok çok üstün olduğuna inandırmış. Oysa bizi diğer canlılardan ayıran tek ve en önemli unsur akıl ve düşünme yetisidir.
Jack London'un bu kitabı yazarken yapmış olduğu tahminler ve öngörüler fazlasıyla şaşırttı ve ne kadar büyük bir yazar olduğunu da açıkça gösterdi. Kitabı büyük bir zevkle okudum ve okurken sürekli kendi içimde eski-yeni karşılaştırmaları yaptım. Herkesin okuması gereken klasiklerden biri olduğu kanısındayım.