·354 syf.··Beğendi
···Okunma: 03 Mayıs 2022 01:33 Yine bir Marie Lu kitabı ve yine benim gözyaşlarım. Gerçekten bu ikili vazgeçilmez gibi bir şey oldu. Kitap hakkında yazabileceğim o kadar şey var ki... Nereden başlasam onu bile bilmiyorum. Tek tek karakterlerden ilerleyeyim en iyisi. June'un bu kitapta öncesine nazaran daha olgun ve cesur davrandığını düşünüyorum. İlk zamanlardaki toyluğunu ve çocuksuluğunu tamamen atmıştı. Tess bu kitapta çok göz önüne çıkmasa da Deha kitabından dolayı hala ona biraz gıcığım ama yine de kendini affetirmeyi başardığını düşünüyorum. Anden'a gelecek olursak daha da aşık olmuş olabilirim. Gerçekten neden bilmiyorum ama Anden karakterini o kadar çok seviyorum ki. Cumhuriyet'in başına gelmiş en iyi şeylerden biri olabilir. Ve Day, bu kitapta gerçekten defalarca ağlattı beni. Gerek ailesinin travması olsun, gerek de hastalığı olsun. Yemin ediyorum şu çocuğun çekmediği çile kalmadı ya. Bir yandan kardeşi Eden'ı korumaya çalışması, bir yandan ona ve ailesine yapılan onca kötülüğe rağmen ülkesini savunmaya çalışması, bir de yetmezmiş gibi hastalığı ile uğraşması... Yemin ediyorum kitabı okurken ben Day'den daha çok yoruldum. Marie gene her serisinde olduğu gibi bir kurban seçmiş, acıyı basmış da basmış karaktere. Kitabın daha başlarındayken sonu hakkında bir teorim vardı. Gerçekleşeceğine çok inanmış olsam da bir umut yanılıyorumdur diye düşünmüştüm ancak kitabın sonu tam da dediğim şekilde bitti. Marie'nin kalemini okuya okuya artık her şeyi tahmin edebilmeye başladım sanırım. Sonu çok buruk ve beni hıçkırtarak ağlatsa da her şey çok yarım kalmış gibi hissediyorum. Bir devam kitabı daha görmek ve neler olduğunu hayalimde değil de gerçek haliyle okumak isterdim. Serinin yan kitabı olan Asi'yi alacağım sanırım çünkü bir umut gelecekten parça görmek istiyorum. Ben buraya daha ne satırlar döşerdim ancak spoi vermek istemediğimden daha fazlasını söylememek durumundayım. Sadece alıp okuyun diyebilirim. Gerçekten adını hak ettiği gibi efsane bir seri. Okurken pişman olmayacaksınız.