Ütopya” ve “distopya” kavramlarını birleştirerek “üstopya” adını verdiği kendine özgü bilimkurgu türündeki romanlarıyla tanıdığımız Atwood Cambridge Üniversitesi Empson Konferansları dahilinde verdiği altı konferansla “bir yazarın yazmak üstüne düşünceleri”ni paylaşıyor.
“Ben bir yazar ve okurum hepsi bu. Edebiyat araştırmacısı ya da kuramcısı değilim. Bu kitaptan öyle olduğum izlenimini edinirseniz de sebebi yazarların her zamanki yöntemini kullanmış olmamdır. Parlak parçacıklar çalıp bunları kendi dağınık kuş yuvalarımıza yerleştiririz,” diyerek söze başlıyor Atwood ve çok kıymetli yazarlar üzerinden çeşitli örneklemeler yaparak yazarlara sıklıkla sorulan sorular ve cevaplar üzerinden ilerliyor.
“Yazar kimdir, kime yazar denir/ denmelidir?” sorusuyla yola çıkan Atwood yazar neden ötürü ve ne için yazar ya da kim(in) için yazar?” sorularına açıklık getirerek yazarı kim(ler)in okuduğu yani hitap ettiği kesime de açıklık getirir.
“Söz uçar yazı kalır,” düsturuyla yazı bir nevi ölümsüzlük müdür?
”Ruh,yazının icadından beri ölümsüz."/ Cemil Meriç
Peki , yazmak ile yazar olmak aynı kefede tartılır mi?
“Anladım ki aklına geleni yazmak yazı yazmak değildir."/ Cemil Meriç
Ne demişti Woolf : “Para kazanın, kendinize ait ayrı bir oda ve boş zaman yaratın.”
Peki kadın yazarları bu “Kendine Ait Bir Oda” da bekleyen son sadece intihar ya da delilik midir?
Yazarın derdi sanatsal ya da toplumsal kaygı güderek sadece yazmak edimi midir yoksa geçim derdi üstün gelmiş ya da şan, şöhret ve alkış için #çoksatanlar tribününe mi oynuyordur?
”Hiçbir kişisel çıkar bulunmadığı zaman; iyi yazılır, iyi düşünülür.”/ Andre Gide
Kitabın hafızamda yer eden temel kaideleri ve onların çağrıştırdığı alıntılar üzerinden ifade etmeye çalıştım.
Konu başlıkları şu şekilde:
Oryantasyon, Hilekârlık, İthaf, Günaha Çağrı, Komünyon, İniş. Ölülerle Uzlaşmak