Kitap okumaya ciddi olarak ilk başladığım dönemde adına ve hakkında yapılmış yorumlara da aldanarak bir hevesle aldığım ama sonrasında kendisine verdiğim paraya üzüleceğim hale gelen kitaptır.
Kitap adı ve kendini pazarlama şekli itibariyle psikoloji, kendini geliştirme kitabı gibi dursa da aslında çok çok büyük oranda zorlasanız akademik çalışma ürünüdür. Bir doktorun kliniğine gelen hastalar üzerindeki gözlemleri, teknik ve alandaki terminolojilerle, tablo ve grafiklerle, örnekler üzerinden anlattığı ve bunlardan da "kıssadan hisse" çıkartmamızı bekleyen bir içeriği vardır.
Bütün bu biraz Amerikan tarzı " sen aklına koyduğun her şeyi başarırsın, çünkü senin inanılmaz bi gücün ve sevgin de var" kişisel gelişim gazları tamamen aldatmacadır. Maalesef toplumdaki bir çok insan ki bu neredeyse %80 falandır; başkalarının kendisini gazlamasına, bir telkin aracına ihtiyaç duyar. Burada oturup Türk toplumu üzerinde sosyolojik bir inceleme yapacak değilim elbette fakat bu kitap, bu saçma arzuyu bile karşılayamamaktadır.
Kitabın okumaya dayandığım yerine kadar, -ki genelde kitap yarım bırakmayı sevmem- anlattığı ve kitabın tüm özet cümlesini söyleyeceğim şimdi. Tek cümleyle kitabı okumuş sayılacaksınız.
Düşünceler, duyguları yönetir, iyi düşünün iyi olun.
Kitap okuduğum yere kadar ve devamında atlaya atlaya kurcaladığım sonuna kadar bunu defalarca farklı varyasonlarda ve ne sizin ne benim hiçbir işimize yaramayacak akademik terminoloji kelimeleriyle süsleyerek sunuyor. Kitabın hitap etmesi gereken kesim psikoloji alanında lisans ve lisans üstü eğitim yapan insanlardır. O tablolar, denek olarak görülen hastaların şematik halindeki duygu durum çıkarımları vb. binimum teknik tabir ancak bu alanda akademik çalışma yapan insanlara fayda sağlayabilir.
Yanınızda keyif kahvesiyle okuyacağınız bir kitap değildir yani. Adı gibi iyi hissettirmeye zerre katkısı yoktur çünkü iyi hissetmek ne bir kitapla ne de bu kitaptaki klinik raporlarıyla olacak bir şey değildir. Ve garip bulduğum iki şey, kesinlikle saygı duymakla beraber okuyan bir arkadaşımla da rastgelip laflamamdan da yola çıkarak söylüyorum ki, anlaşılmayan kitabı alıyormuş gibi yapmayın. Bu psikoloji öyle bir hale geliyor ki, kitap öyle kutsallaştırılıyor ki (bu da aslında benim kitap pornografisi olarak adlandırdığım ve ileride yazı yazacağım konuyla ilgili biraz) kitap asla hatalı olamaz, öyle ki eğer kitabı anlayamazsak bu "mallık" bizdedir. Arkadaşım da bu anlattığım kitabın yapısıyla ilgili olarak, kitaptan zerre bir şey anlamamasına rağmen ben kitabın yanlış bir kesime pazarlandığını söyleyince kibar yoldan o senin "mallığın" imasında bulundu. Kendi kendine itirafta bulunamadığı için bu gizli hazineden faydalanmaya benim zekâm ve genel kültürümün yetmediği düşüncesini daha kolay dile getirebildi.
OkuMUŞ olmak, görünmek için okumayı bıraktığımızda, toplum olarak eleştirel düşünce yeteneğimizi geliştirdiğimizde, inanıyorum ki daha üretken bir hale geleceğiz.
Son olarak tekrar kitaba dönersek dediğim gibi kitap bu alanda çalışan insanlar için akademik bir rehberlik temel alınabilecek bir çalışma gibi düşünülürse kötü sayılmayabilir. Benim eleştirim bu alanda eğitim almayan, çalışma yapmayan normal bir vatandaşın bir öğrencinin, bu kitabı (ve bunun gibi diğer tüm kişisel gelişim saçmalıklarını) okuduğunu ve inanılmaz bir aydınlanma yaşadıklarını iddia etmeleridir. Kişisel tatminden başka bir şey olmayan bu kitaplara para ve zaman israfında bulunmayınız, motivasyon ve kişisel gelişim hayatın kendisindedir, sen yaparsın aslansın dilli kitaplar kapitalist dünyanın diğer tuzakları gibi tezat şekilde para tuzağıdır. Ee hocam bu kadar anlattın da sen de almışsın nedir bu tezat? diyebilirsiniz, eh biraz haklı olmanızla birlikte; yukarıda da dediğim gibi ciddi olarak okumaya başladığım dönemde kendini kandırarak yorum atan insanların yorumlarına da aldanarak aldığım ilk ve muhtemelen son olan kişisel gelişim safsata kitabı oldu.
Kitabın akıbetine gelirsek de, ısrarla "kazıklanmak, kendini kandırmak" isteyen birine ucuzdan satacağım.