Puan vermedi·1062 syf.····Okunma: 12 Mart 2022 18:25 Anna Karenina, aşkı ve kocası, tabular ve içinde yaşadığı toplum arasına sıkışmış bir kadının Anna'nın yaşamından bir kesitin anlatıldığı roman. Bununla beraber kitaba adını vermiş olmasına rağmen baskın karakter değil. Anna ve Vronsky kitapta ana karakterlermiş gibi algılansa da esasında daha çok bir başka karakter olan Levin'in öyküsü anlatılıyor bence.
Tolstoy, Anna Karenina'yı 1873-1877 yılları arasında yazmış. Eserde birkaç koldan ilerleyen aile ve ilişkiler öykülenmiş. Birçok karaktere sahip ve her biri de farklı bölümlerde baş karakter bu kişiler ama çoğunlukla olaylar Anna ve Levin etrafında geçiyor. Herkes birbiriyle tanıdık ya da akraba olduğu için anlatılan farklı olaylar da yine bir noktada birleşiyor.
Anna kitapta mantık evliliği yapmış, kendi halinde yaşayan bir kadın. Hayatına Vronsky'nin dahil olması üzerine birçok çelişki, olumsuzluk yaşadıktan sonra, evliliğinde eksik olan aşkın peşinden gitmeye karar verip, çocuğunu bile arkasında bırakıp tutkunun peşinden gitmiş bir kadın olarak betimleniyor.
Levin ise istikrarlı ve sağlam duruş sahibi Rus temsilci kitapta. Toplum, din, kültür, felsefe, ekonomi ve tarım üzerine düşünceleri, eş seçimi ve evliliği ideal olan karakter.
Tolstoy, aşkı yüzünden perişan hale gelmiş bir kadının öyküsünü anlatırken, kendisine göre ideal olan Levin'in öyküsüyle kitabı dengede tutmuş. Tolstoy okuyucularının, Levin karakteriyle kendini, düşüncelerini de yansıttığı düşünmek mümkün oluyor ilerleyen sayfalarda. Devletle, toplum, sosyeteyle ilgili görüşleri diğer eserlerinde aktardıklarından tanıdık geliyor. Belki bu yüzden okurken Levin ve Kitty arasındaki ilişki, tebeşirle kelimelerin baş harflerinden anlaşması bana hem mistik hem samimi gelmiştir. Aynı mistik durum Anna ve Vronsky için de aynı rüyayı görmeleriyle gerçekleşiyor ama rüya Anna için kabusken, Vronsky için eğlencelidir. Levin Kitty çiftiyle Anna Vronsky çifti kitap boyunca karşılaştırılıyor. Levin'in Kitty'le ilişkisi ideal, ruh eşi bağlamında anlatılıyorken, Anna'nınki çarpık, bedbaht, geleceksiz olarak aksettiriliyor.
Burada biraz da olayların kadın ve erkekler açısından sonucunun farklı yaşanmasını, 1800'lü yıllarda Tolstoy'un ileri görüşlülüğünü görüyoruz. Vronsky her şeye rağmen ailesi ve toplum tarafından kabul edilirken, Anna herkes tarafından yargılanıyor, bulunduğu hiçbir yerde kabul görmüyor. Ve yaşadığı "yanlış"ın sonucunu da yine yalnız ödüyor. Tolstoy Fransız özentisi sosyetenin çarpıklığını, içinde yaşadıkları dönemden beklenmeyecek ölçüde tarafsız anlatmış.
Aslında Tolstoy'un bize Anna Karenina'da anlatmak istediği; kadınsanız sessiz sedasız evinizde oturun değil, ruhsal bir sevgi ya da uyumdan mahrum olan hiçbir ilişkinin yürümeyeceğidir. Eleştirdiği; kocasını aldatan çok kadın olmasına rağmen, bunu gizlemeden yapmış Anna'nın dışlandığı toplumun ikiyüzlülüğüdür.
İçerdiği psiklojik buhranlar, incelemeler, betimlemelerle bir defa okumanın haksızlık olacağı eserlerden.