Puan vermedi·632 syf.····Okunma: 14 Mayıs 2022 23:16 Oblomovluk kavramını duyduktan sonra Oblomov isimli bir kitabın var olduğunu öğrenmiştim ben. Bir eserin bu derece kendi önüne geçebilmesini ilginç bulup başlamıştım okumaya. Oblomov, rahat bir toprak ağasının, rahat yetişmiş oğludur. Etrafındakiler tarafından adeta tırnağına taş değmemesi için seferberlik ilan edilecek kadar şiddetli bir korunma çerçevesinde büyütülüp yetiştirilmiştir.
Oblomov'u, Oblomov yapan ailesidir. Çocuğun hatta bir bebeğin ilk gelişim döneminde hareketlerin, düşüncelerin ortaya çıkacağı zamanda ailenin müdahalesi ya da tavrı, o çocuk için belirleyici olup, hayatı boyunca kırılması çok zor ya da mümkün olmayan davranış biçimine dönüşür. Oblomov da yetiştirilme tarzı nedeniyle, otuzlu yaşlarında çorabını dahi kendi giyemen bir insana dönüşmüştür. Yazar Gonçarov, ailenin çocuk üzerindeki etkisini 'Oblomov'un Rüyası' bölümünde detaylı olarak anlatmış, roman da o bölümden sonra bir ay gibi bir sürede yazılmış. Belki de ailenin etkisini bize gösterdiğinden kızamayıp sürekli empati kurmaya çalışıyoruz Oblomov'la.
Oblomov tembel olduğu düşünülse de esasında her şeyin farkında ve yaşayacağı şeylerin sonunun bilincinde olduğundan süreci yaşamaktansa direkt sonuca ulaşmayı isteyen bir insan. İmkanları doğrultusunda rahatından taviz vermemeye gayret edip, çalışmayı reddeder, düşüncelerini ve işlerini de boyuna erteler. Değişen Rusya'yla toplum da değiştiğinden başta çocukluk arkadaşı Ştoltz olmak üzere birçok kişi Oblomov'u topluma katmaya uğraşır. Oblomov bir kısmına ayak uydurmaya çalışsa bile çoğunlukla ayak uydurmamayı tercih edip ya da o motivasyonu kendinde bulamayıp, toplumun bir ferdi olmayı reddeder. Aşık olduğu Olga bile onu hayatın kanlı canlı bir parçası yapamamıştır.
Oblomov'un aksine Ştoltz, sorumluluk sahibi, çalışkan, hayatta tuttuğunu koparan karakterdir. Gonçarov, eski Rusya'ya yeni Rusya'yı yani bir nevi doğuyla batıyı, Oblomov ve Ştoltz karakterleriyle aktarmış. Ştoltz yeni bir yaşam biçimi, Rusya'yı Avrupalılaştıracak insan temsilcisidir. Yeniye, batıya ayak uydurabilenlerin yaşamda var olabileceği, eskide kalanların maalesef önce kendine, sonra da topluma yabancılaşarak silineceğini anlatıyor. Oblomov'un da aslında bu durumu kabullerek sonunu beklediğini şu cümlelerden anlayabiliyoruz. "Batıda hayaller gerçekleştirmek için kurulur doğuda gerçeklerden kaçmak için."
Kitapta hemen hepimiz kendimizi bulabiliriz, hepimiz mukakkak kendi oblomovluğumuzla mücadele etmek zorunda kalmışızdır. Sürekli değişen ve gelişen dünyaya ayak uydurmaya çalışırken kendimizi geride kalmış hissedebiliyoruz. Ya da sonunu kendimizce değiştiremeyeceğimiz durumlar olduğunda mücadeleden vazgeçeriz. Yapılması gerekenleri erteleyip, günü geldiğinde yapmaktan vazgeçenlerimiz de çoktur. Oblomov, bizi bize anlatan bir eser. Hayatta her şey için her zaman yapılacak bir şeyler olduğunu anlatan, düşünceler doğrultusunda harekete geçenin yaşamda varolabileceğini gösteren başyapıt.