Ayfer Tunç - Aziz Bey Hadisesi
Ayfer Tunç’un kitaplarını uzun zamandır sosyal medyada sıkça görüyor, gördükçe merakım kabarıyordu. Fakat bir türlü kitap alışverişlerime ekleyememiş, üzerine sevgili Açelya benim için harika kitaplar seçerek doğum günümü kutlamıştı. O harika listenin içinde Ayfer Tunç’u görmek inanılmaz bir mutluluk katmıştı.
Aslında öykü okumayı çok sevmem. Tam kitaba alışmış, hikayeye ortak olmuşken bitmesi, yarım kalmışlık hissettirir bana ama Aziz bey bana bambaşka duygular yaşattı. Güldürdü, sinirlendirdi, üzdü. Sanki karşıma huysuz bir adam geçmiş; hayatını anlatıyormuş gibi hissettirdi. O yüzden benim için yeri bambaşka olacak bir kitap Aziz Bey Hadisesi.
Kalemi, edebi anlatımı, hissiyatını okuyucuya geçirmesiyle karşısında ilk sayfa ile bir aşk yaşadım. Genelde; kronolojik olarak hikaye bir son ile biterken; Aziz Bey’in Hadisesi bir sonla başlıyordu. Bu bile bir heyecandı.
Aziz Bey, burnu havada, asi, öfkeli ve çapkın bir delikanlılık geçirmiş bir bey. Baba evinde başlıyor kederli hayat mücadelesi. Ölene kadar da devam ediyor. Bir kendi bir de tamburu ile savruluyor köşelerde. Bir kere aşık oluyor. Aşkı bitiyor mu bilmem ama acısını hep taşıyor sol yanında. Kendinden, arkadaşlarından, ailesinden, karısından, tamburundan hatta tanburunu çaldığı meyhane müşterilerinden bile acısını çıkarıyor yıllarca. Kırık bir adam anlayacağınız. “Ah Aziz Bey; yapmayın” diyorum sonra o üzülürken gidip sarılmak istiyorum. Sonra tamburunu çalarken başlıyor söylemeye;
“Deva bulamayacak mı kalbimdeki bu yara.
Şu çileli gönlümde şimdi her şey kapkara.”
Mutlaka önereceğim, çok sevdiğim, ara ara okuyacağım bir kitap oldu. Mutlaka okuyun•