Onu düşledi, onu sevdi, onu bekledi...
Ve bir gün hiç gelmeyeceğini kabul ettiğinde her şeyi anladı. İki kişilik sevmek, iki kere yanmaktan fazlası değildi...
Sıcacık, duygu yüklü naif ve bir o kadar anlamlı bir kitap okudum. Yazarı #başımınbelası kitabından tanıyorum ve kalemini çok beğendiğim için bu kitabını da seveceğimi tahmin ediyordum. Kitabın başlarını gözlerim dolarak okudum. Zehra'nın güçlü duruşuna hayran kalıp, Feride'nin naif aşkına bayıldım. Okurken o an ki duyguları hissettim. Sizde benim gibi okurken duyguları hissetmek isterseniz tavsiyemdir.
...
Feride'nin tam doğum gününde babası komiser olduğu için bir göreve gider fakat orada şehit olur. :( Annesi Zehra eve gelen polislerden eşinin öldüğü haberini alır. Ağlayamaz bile ve napacağını şaşırır. Zehra, gözyaşlarını kimseye gösteremeyen güçlü bir kadındır. Kızına bunu nasıl anlatacağını düşünür. Bir yandan da eşi için içi parçalanır. Zehra'nın kimsesi yoktur . Zengin bir ailenin kızı olmasına rağmen, sevdiği adamla evlendiği için ailesinden red yemiştir. Şimdi ise kızıyla tek başına kalmıştır. Onlara aile dostu bildikleri eşinin arkadaşı evli çift Osman ve Meryem sahip çıkar. Eşinin doğup büyüdüğü yer olan İstanbul'a taşınırlar. Orada sıcacık güzel bir hayatları olur. Feride ve Zehra'nın hikayesi böylelikle başlamış olur. Yaralı olan Feride, ilk aşk duygularını Osman'ın oğluna karşı hisseder. Mehmet'te Feride'ye karşı aynı duyguları besler. En baştan aileler, siz kardeş gibisiniz dedikleri için aşklarını içlerine gömerler. Böyle yıllar geçer ve büyürler. Ama birbirlerine bir türlü açılamazlar. Mehmet, daha sonra başka şehire gider ve yıllar sonra tekrar gelir. O sırada Feride ilk aşkını unutamaz. O kadar güzel sevmiş ki ben bile hayran kaldım. Sadık oluşuna sevgisine... Bu aşk için ne savaşlar veriyor, neler yaşanıyor bir okusanız :) ama bundan sonrasıda kitapta kalsın.:) Kitabın sonunda da #başımınbelası kitabıyla alakalı bir sürpriz var!
Özellikle bu hoşuma gitti. Kesinlikle okumalısınız bu kitabı, tavsiyemdir.