“Şevk-Efzâ Vâlide-Sultân ise, “Makaam-ı Mehd-i Ulyâ” denilen Tür­kiye imparatoriçelik tahtını bırakıyordu. Bu tahta şimdi, Sultan Abdülmecid’in Şevk-Efzâ Sultan’dan 10 yaş genç diğer bir eşi, Perestû Dördüncü Kadın-Efendi oturuyordu; 46 yaşındaki Perestû Vâlide-Sultan, Sultan Abdülhamid’in asıl annesi değildi ama asıl annesi Tîr-i Müjgân Kadın-Efendi ölünce, çocuksuz olan Perestû’nun dairesine Şehzade Abdülhamid’i elinden tutarak babası Sultan Abdülmecîd biz­zat getirip oğulluğa kabûl edip etmeyeceğini sormuştu. He­nüz 23 yaşında olan Perestû Kadın, on buçuk yaşındaki ye­tim şehzâdeyi, ondan sadece 12 yaş büyük olmasına rağ­men, gerçek anne sevgisinden farksız bir şefkatle kucakla­mış ve öyle yetiştirmişti. Şimdi mükâfatını görüyordu: Osmanlı tarihinde ilk ve son defa olarak bir padişah, kendisi­ni doğurmayan ve aslında üvey annesi olan manevî annesi­ni, Vâlide-Sultanlık tahtına oturtuyordu. Perestû Vâlide-Sultan, imparatoriçelik tahtında selefi olan ortağı Şevk-Efzâ Sultan’dan tamamen farklı bir karakterde, çok tatlı ve yu­muşak huylu, politika ile asla meşgul olmaz, şefkatli ve ha­yır sahibesi bir kadındı. 28 yıl şan ve şerefle, sessizce ve hiç­bir şekilde ismini duyurmayarak Türkiye imparatoriçelik tahtında oturdu ve bu makamda iken 1904’te öldü. Ondan sonra da bu makam boş kaldı. Zira sonra tahta çıkan padi­şahların anneleri hayatta değildi.”
1000Kitap
·
36 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.