Bir Darbenin Anatomisi

9,2/10  (5 Oy) · 
15 okunma  · 
9 beğeni  · 
621 gösterim
Yılmaz Öztuna bu kitabında 1876 askeri darbesini, Sultan Abdülaziz'in tahttan indirilmesi ve ölümü olayını bütün detayları ile anlatıyor. Bütün o dönemin şahitlerinin ifadelerini naklediyor.
1876 Darbesi, sonradan imparatorluk ve Cumhuriyet Türkiyesi'nde yapılan diğer askerî darbelere örnek oluşturduğu için çok önemlidir.
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Temmuz 2013
  • Sayfa Sayısı:
    480
  • ISBN:
    9789754379754
  • Yayınevi:
    Ötüken Neşriyat
  • Kitabın Türü:
Burak CAN 
 05 Kas 2016 · Kitabı okudu · 8 günde · Beğendi · 10/10 puan

1979'da basılan ama 1982'ye kadar sakıncalı görülen bir eserdir. 1876 yılında yapılan darbe sonucu tahtından ve canından olan Abdülaziz olayını birinci elden kaynaklar ile o dönemin tanıklarının ifadelerini kullanarak derinlemesine anlattığı bir eserdir. Bu olayın önemi, o günden günümüze kadar ki darbe ve darbe girişimlerine örnek olma gibi bir durumu vardır.

Kitaptan 8 Alıntı

Türkiye İmparatorluğu 1875 te Almanya Fransa ve Rusya dan sonra dünyanın 4. Ordusuna , İngiltere ve Fransa dan sonra dünyanın 3. Donanmasına sahipti . (Evimde osmanlı imparatorluğunun haritası var ki nerden geldiğimiz ı unutmayalım diye )

Bir Darbenin Anatomisi, Yılmaz Öztuna (Sayfa 4)Bir Darbenin Anatomisi, Yılmaz Öztuna (Sayfa 4)
Ömer Faruk Çetin 
25 May 10:27 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Yusuf Kâmil Paşa yatına binip Bâb-ı lî’de kabine toplantısına gidiyordu. Bebek’ten Sarayburnu’na yaklaşırken halkın anormal şekilde çeşitli yerlerde toplandığını gördü. O sırada Müşîr Rızâ Paşa’yı görüp yatına aldı. Rızâ Paşa; “Hükûmet bugün Bâb-ı lî’de değil, Dolmabahçe Sarayı’nda toplanacak” dedi. Yusuf Kâmil Paşa hayret etti. Zira ancak harb gibi fevkalâde zamanlarda padişah sarayında hükûmet toplanırdı. Dolmabahçe Sarayı iskelesine yanaşırken Abdülaziz Hân’ın tahttan indirildiği anlaşıldı.

Yusuf Kâmil Paşa, büyük teessür içinde rıhtımdan ve deniz tarafındaki kapıdan saraya girdi. Muâyede Salonu dolmuştu. Grup grup ürkek fısıltılarla konuşuluyordu. Paşa, Muâyede Salonu’nun yanındaki küçük salona girdi. Rüşdü Paşa’yı gördü. Kendisini saygıyla selamlayan ve üç yaş küçüğü olan sadrâzama:

- İyi halt ettiniz! şeklinde küfretti. Sadrâzam Rüşdü Paşa:
- Paşa Hazretleri… diye başlatıp mazur olduğunu gösterecek birkaç söz söylemek istedi. Kâmil Paşa sözünü kesti.
- Mazeret yoktur, dedi; yetmiş yıldır uyutulan meş’um fiili hortlattınız, padişah hal’ ettiniz. Şahsî menfaatleriniz için devlet ve millet adını kullandınız. Allah belânızı versin! Bu yüzden göreceksiniz, tez zamanda memleket dâhilinde ve haricinde ne fenalıklar zuhur edecektir!

Meclise sessizlik çöktü. Kimsede çıt çıkmıyordu. Sayfa 91-92

Bir Darbenin Anatomisi, Yılmaz Öztuna (Sayfa 91)Bir Darbenin Anatomisi, Yılmaz Öztuna (Sayfa 91)
Ömer Faruk Çetin 
25 May 10:28 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

800.000 altın değerindeki ve aslında daha fazla ettiği söylenen bütün mücevherler, Beşinci Murad’ın Rum sarrafı Hristaki’ye teslim edildi. Bunların İstanbul’da ucuza elden çıkarılacağı, Paris’e gönderilip satılırsa değerini bulacağı söylendi. Hristaki Zografos Efendi, mücevherleri alıp Paris’e gitti ve gidiş o gidiş oldu. Bir Türk hâkanının mücevherleri dolandırıcı bir Rum’un elinde kaldı. Hristaki, asla Türkiye’ye dönmedi. Mücevherlerin parası olarak da Türkiye’ye tek altın göndermedi.

Bir Darbenin Anatomisi, Yılmaz Öztuna (Sayfa 118)Bir Darbenin Anatomisi, Yılmaz Öztuna (Sayfa 118)
Ömer Faruk Çetin 
25 May 10:28 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Sultan Abdülaziz’i hal’ etmenin asıl sebebi, güya istibdadı ortadan kaldırmak, meşrutiyeti ilan ederek devletin geleceğini ve milletin saadet ve selametini temin edecek sağlam bir idare kurmaktan ibaretti. Halbuki, asker’i kuvvet elinde bulunmak ve muazzam bir padişahı bir anda ve kolayca mahvetmiş olmak itibariyle, kendini herkesin âmiri ve manevi hükümdar mevkinde görmeye ve herkese azamet ve ceberût göstermeye kalkışan Hüseyin Avni Paşa, istibdada mâni olacak tedbirlere tevessül etmek şöyle dursun, meşrutî idareyi hararetle arzu edenlerin fırsat düşünce ocaklarını söndürmek tasavvurunda bulunuyordu. Halbuki Avni Paşa, Murad Efendi’nin cülusu ile beraber meşrutiyeti kurmaya çalışacağını -meşrutiyetçilerin bayraktarı olan- Midhat Paşa’ya vaad etmişti. Bu vaad, Midhat Paşa’nın, hal^işinde kendine muhalif bir vaziyette bulunmamasını temin etmek içindi. Zira kîni, dini olan garazkâr Avni Paşa’nın en büyük emeli, Sultan Abdülaziz’i ortadan kaldırmaktı. Nitekim kendi ağzıyla Sultan Murad’ın cülus ettiği gün divan-ı hümayın âmedcisi Mahmud Bey’e, “bu işe muvaffak olduğum sırada istihsâl eylediğim ferah ve memnuniyet kadar dünyada hiçbir şey ile mütelezziz olmadım” demişti. İşte bu en büyük emeline nail olunca, Midhat Paşa ve arkadaşlarına olan vaadini unuttu. Esasen Sadrazam Rüşdü Paşa da Avni Paşa gibi istibdad heykeli idi. Bu iki müstebit, her şeyde aldanan Midhat Paşa’yı bu işte atlattılar. Sultan Aziz’in başına getirilenlerin, durumu ıslah emelinden değil, kin ve garazdan ileri geldiğini, bütün aklı başında olanlarla beraber, fakat onların hepsinden sonra Midhat Paşa da anladı...

Bir Darbenin Anatomisi, Yılmaz Öztuna (Sayfa 215)Bir Darbenin Anatomisi, Yılmaz Öztuna (Sayfa 215)
Ömer Faruk Çetin 
25 May 10:29 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

İlk Meclis-i Meb’ûsân’ın feshini, 2. Abdülhamid Han’ın büyük hizmetlerinden biri şeklinde değerlendirmek lazımdır. Zira Türkiye İmparatorluğu’nu, Avrupa’da kızgın ve saldırgan bir emperyalizmin hüküm sürdüğü o yıllarda tasfiye edilmekten kurtarmıştır. Bu tasfiye o tarihte olsaydı, 1922’de İstanbul’u ve İzmir’i değil, ancak Konya ve Sivas’ı savunmak mecburiyetinde kalabilirdik. Nitekim 30 yıl sonra, 1908 Meşrûtiyeti, imparatorluğu ancak 10 yıl muhafaza edebilmiştir. Almanya şansölyesi, Alman imparatorluğunun kurucusu ve devrinin en kudretli devlet adamı olan Prens Bismarck, Müşîr Ali Nizâmi Paşa’ya bu münasebetle;

- Bir devlet, millet-i vâhideden mürekkeb olmadıkça, parlamentosunun faydasından ziyade mazarrâtı olur, demiştir.

Ve Türkiye’de meclisin dağılmasını yerinde görmüştür. Zira bizim 93 Meclisimiz, Midhat Paşamızın zan buyurduğu gibi imparatorluğa şifa değil, zehirdi. Paşamıza hayat boyu iktidar da temin edemedikten sonra ne faydası kalmıştı ki? Sultan Hamid, tatile sevk ediverdi.

Bir Darbenin Anatomisi, Yılmaz Öztuna (Sayfa 292)Bir Darbenin Anatomisi, Yılmaz Öztuna (Sayfa 292)
Ömer Faruk Çetin 
25 May 10:29 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

1909 Yıldız Sarayı yağmasında, milyonlarca altın değerindeki hazineler Balkanlı çapulcuların eline geçmiştir. Sarayın papağanlarına kadar yağmalanmıştır. Sultan Hamid’in ecnebi hükümdarlarından aldığı nişanlarına, sultanların ferâcelerine kadar soyulup soğana çevrilmiştir. Sultan Hamid’in altın arabası bile levhalar halinde parçalanıp bölüşülmüştür. Ve bu milletin serveti, “millet” adı kullanılarak işkembelere indirilmiştir.

Bir Darbenin Anatomisi, Yılmaz Öztuna (Sayfa 314)Bir Darbenin Anatomisi, Yılmaz Öztuna (Sayfa 314)
Ömer Faruk Çetin 
25 May 10:29 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Osmanlı Hanedanı
Osmanoğulları denen yüce hanedanın bir geleneği vardır: Padişah veya şehzade, bir Osmanoğlu tahtından indirildi veya öldürüldü, yahut hakaret gördü ise, onun intikamını almak, ailenin başı olan padişaha aittir. Bunun hiçbir istisnası yoktur. Eski hükümdarın gördüğü zarar veya kötülük, yeni hükümdarın lehine olabilir, onu tahta çıkartmış olabilir. Bu hâl, durumda herhangi bir değişiklik yapmaz. Yine yeni hükümdar, eskisine zarar verenlerin canına okumaya, onları yok etmeye mecburdur. Türk hakanlık geleneği budur. Bunu yapamayanın hakanlık sıfatında eksiklik vardır, tahtını dolduramamıştır, Türk’ü temsil etmeye liyakatinden şüphe edilir. Hunlar’dan Tabgaçlar’a, Avarlar'a, Göktürkler'e, Uygurlar'a, Karahanlılar’a, Selçukoğulları’na ve onlardan Osmanoğulları'na geçen gelenek budur. Hanedan’ın yazılı olmayan anayasasının bir maddesi gibidir.

Bir Darbenin Anatomisi, Yılmaz Öztuna (Sayfa 332)Bir Darbenin Anatomisi, Yılmaz Öztuna (Sayfa 332)
Ömer Faruk Çetin 
25 May 10:30 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Midhat Paşa
Midhat Paşa gibi bu derece bela arayan bir devlet adamını, tarih nadiren kaydeder. Basiretsizliğin, ileri görüşten yoksunluğun tipik örneğidir: Megalomanisini, psikopatlığını, devletin gündeminin birinci maddesi olarak muhafaza etmek için elinden geleni yapmıştır. Rus harbi belasının hazırlayıcılarından olarak, 500 yıllık Türk yurtlarının elden çıkmasına, milyonlarca Türk'ün ölümüne, ıstırabına sebep olmuştur. Kılı bile kıpırdamamış, en küçük teessür göstermemiştir. Yalnız nefsini seven bir adamdır. 2. Mahmud böyle bir adamı, esasen bu derecede birbiri üstüne hatalar yapmasına da fırsat vermeden tutup idam ettirirdi. Keyfi istiyorsa, arkasından bir de ihanetlerine dair mahkeme kararı alırdı. Sultan Abdülhamid bunu yapamadığı için sıkıntıda idi.

Bir Darbenin Anatomisi, Yılmaz Öztuna (Sayfa 397)Bir Darbenin Anatomisi, Yılmaz Öztuna (Sayfa 397)