·856 syf.····Okunma: 17 Mayıs 2022 08:59 Dünya Sonu Savaşı, 19.yy sonlarında Brezilya’nın (bana çok sevdiğim yazar Amado’yu anımsatan -ki Llosa da girişte onu anıyor) Bahia bölgesinde yaşananları anlatan, siyasi tarihin muazzam bir şekilde kurguya döküldüğü bir eser. Monarşi tarafından köleliğin kaldırıldığı ve hemen ardından imparatorluğun yıkılıp cumhuriyetin kurulduğu dönem. Bir yandan köklü değişimler bunlar ama öte yandan bazı şeylerin sadece adı değişiyor, sistem aynı kalıyor. Özellikle daha geri kalmış ve kölelik kaldırılsa da feodal düzenin pek kırılamadığı Bahia’da toprak sahibi baronlar ve eskiden bu baronların köleleri olan, kölelik kaldırılınca da bu kez bir nevî para karşılığı kölelik yapan halk nedeniyle daha farklı politik dinamikler var. Halk; monarşistler, cumhuriyetçiler ve özerklik yanlıları olarak ayrılmış ama aslında baronların çıkarları doğrultusunda yönlendirilen bir güruh sadece, başta din olmak üzere fanatik duyguları manipüle edilerek yönetiliyor. İşte bu ortamda, bir vaiz dini fanatizmle kitleleri ardından sürüklemeye başlıyor ve bu kitle giderek büyüyüp Canudos’u işgal edip, burada bir şehir kurunca elbette bunu kendisine bir tehdit olarak algılayan devletle Canudos Savaşı olarak tarihe geçen kanlı çatışma yaşanıyor.
Karakterleri ve kurguyu oya gibi ince ince işlemiş Llosa. Pek çok karakter var ve her birinin hikâyesi hem geçmişi hem bugünüyle okurun önüne seriliyor. Yer yer zamanda gidiş gelişlerle kurguyu ilerleten Llosa, olayları iki farklı cepheden anlatıyor. Farklı görüş ve taraftan insanların hikâyelerinin bütününe bakabilmeyi ve aynı zamanda onların gözünden de yaşananları değerlendirebilmeyi sağlayan bu yöntem inanılmaz bir derinlik katmış romana. Zincirleri birleştirip halkayı oluşturur gibi ilerliyor bu bakımdan roman. Buna alışana kadar biraz kafanız karışsa da bir süre sonra fark etmeden kapılıp gidiyorsunuz.
Birbirinin aslında zıddı diyebileceğimiz ideolojilerin, uç noktalarda nasıl birbiriyle neredeyse aynı olduğunu; bu ideolojilerin kitleleri peşinden sürüklemek -ki bu ortak bir milliyet duygusunu beslemek için bir devlet politikası da olabilir, dini ya da politik görüşte birleşen bir grubu bir arada tutup, arkasından gelmesini sağlamak amacıyla daha kişisel bir liderlik politikası da olabilir- için çoğu zaman nasıl bir ortak düşman yaratma ve bunu komplolarla besleme ihtiyacı duyduğunu gösteriyor alt metinde Llosa. Daha kişisel düzlemde de büyük günahları ya da hataları olanların bunlardan aklanmak için fanatik duyguları nasıl bir sığınak, vicdanıyla bir barışma aracı gibi gördüğünü çok güzel aktarmış. Yani tarihi kurgunun yanında anlattıklarıyla da oldukça derinlikli ve zengin bir eser. Çok ama çok severek okudum.
Siyasi / tarihi kurgu sevenler ya da Latin Amerika siyasi tarihine ilgi duyanlar es geçmesin. Çok fazla karakter barındırması ve gerek bu kişilerin hikâyesinin parça parça anlatımı gerekse kronolojik açıdan da keza yer yer farklı kesitlerden anlatımla ilerlemesi bakımından çok uzun bir zamana yaymadan okumanızı tavsiye ederim.