Puan vermedi·320 syf.····Okunma: 23 Ocak 2022 00:00 Bir kitabı okurken tamamını anlamak onu özümsemek kimi zaman mümkün olmuyor. Kitaptan aldıkların, elde edebildiğin kazanımların yanına kar kalıyor. Bilmediğin konulardan da bahsedilebiliyor, bildiğin ama anlamını derinlemesine idrak edemediğin okurken farkına vardıklarından da. İçeriğe gelince, özümseme konusunda sıkıntı yaşanacak bir kitap değildi, bana kattığı farklı bir bakış açısıyla düşünceleri okumak oldu.
Kitapta güzel düşünce yürütme yöntemleri, görmüş geçirmiş bir kişinin hayatı yorumlaması, bilgeliği var. Ben ayrı bir boyuttan bakıp sevdiğim yönlerinden bahsetmek istiyorum:
- Sezen Aksu'nun "Farkındayım" adlı şarkısını bilmeme rağmen şarkıda geçen dizelerin anlamını bana derinlemesine hissettirmesini sevdim:
"Ne gemiler yaktım
O kadar yandı ki canım
Sonunda karşıdan baktım
Ne göreyim
Kendime yıldızlardan daha uzaktım"
- Portekizli kadınların şarkılarında yaktığı ağıt, "Fado" adı verilen bir halk müziği türü olduğunu bu kitapla birlikte öğrendim. Fado, kelime anlamı kader veya alınyazısı gibi bir karşılığı olup denize karşı ağıt yakmak anlamını taşıyormuş. Deniz seferinden dönüp dönmeyecekleri belli olmayan denizciler için söylenirmiş. Kadınlar derin acılarını, özlemlerini denize karşı bu ağıtlarla ifade ederlermiş.
- Sabbatical yaklaşımındaki felsefeyi imrenerek okudum. Bu yaklaşıma göre, Amerikan üniversitelerinde her yedi yılda bir öğretim üyesine bir yıllık ara ve başka bir ülkeye gitme imkanı verilirmiş. Öğretim üyesi bu programlardan birine gidip kurs ve atölyelere katılırmış. Böyle bir imkan insana farklı kültürler görmesini, bilgi ve görgü yönünden gelişmesini sağlarken farklı bakış açıları da kazandırır. Değişik yöreler, kişiler, ortamlar gördükçe insanın ufku da gelişir. Çalışma hayatımızda böyle bir fırsatın olması kişisel gelişim açısından muhteşem bir deneyim olurdu.
Yakın zamanda kaybettiğimiz Doğan Cüceloğlu'nun tüm hayatının süzgecinden geçirip aktardığı bilgiler bu kitapla düşüncelerinin kalıcı olmasını sağlıyor.