·124 syf.····Okunma: 23 Mayıs 2022 21:19 Bu kitabı ilk okuduğumda 18 yaşındaydım. 4 yıllık bir çalışmasının son senesindeydim ve daha mezun olamadan arkadaşlarımın her biri bir yere dağılmıştı. O zamanlarda bu dağılmanın bize nasıl bir dönüşü olacağının henüz farkında değildik. İleride yanlış bir şey yapacak olursak birbirimizi uyaracağımıza dair sözler vermiştik çünkü. Bu sözümüzde duracağımıza öyle emindik ki. Tavizler vermeye başlamamıştı kimse mesela. Bir araya gelebiliyor, güzel şeylerden bahsedebiliyorduk hâlâ.
Zamanla bazı şeyler değişti ve ben bu okumamda her şeyin daha çok farkına vardım. O zamanlarda da böyleydi aslında. Ben vardım, değişmiyordum ama onlar birer birer uzaklaşıyordu benden. Fikirlerimiz değişiyordu. Hayata farklı bir pencereden bakıyorduk artık.
Aynı yola baş koyduğunuz, aynı davaya omuz verdiğiniz insanların bir gün yollarını değiştirdiğini görmek, buna bizzat şahit olmak kitaplarda yazan acı hakikatleri okumaktan çok daha zor. Tesettürdeki tavizleri izlemek, emir ve yasaklar konusundaki gevşemeye şahit olmak öyle acı veriyor ki... Hele bir de doğrusunu bal gibi de bildikleri şeyler konusunda onları uyaramamak, "yapma" diyememek öyle koyuyor ki... Artık o eski dostluğunuzun kalmadığını kabullenmiş oluyorsunuz. Aradan bir ömür geçmese de geriye dönüp baktığınızda ağzınızda buruk bir tat bırakan hatıralara dönüşmüş oluyor yaşanılan her şey. Geleceğe dair bir umut beslemek istiyorsunuz ama bulamıyorsunuz o heyecanı içinizde.
Ya Tahammül Ya Sefer tam da bunu anlatan bir kitap. Gençlik ateşiyle, deli gibi akan kanla aldığımız kararları son nefesimize kadar taşıma; attığımız sloganları yüzeysellikten çıkarıp hayata geçirme ve iman üzere yaşayıp iman üzere ölme gayreti içinde olmamız gerektiğini anlatan bir kitap.
Tabi her yazılan anlayana, anlamak isteyene, kalbini hakikate açana... Diğerleri için ne yazık ki yapılabilecek hiçbir şey yok.