Kendini Kazanmak
10/10
·363 syf.··
Beğendi
·
2022 9. kitabı
İncelememe Miyazaki'nin bir sözüyle baslamak istiyorum. Miyazaki şöyle der: "Ben sadece resim çizen bir adamım. Ama hikayenin gücüne inanırım, hikayelerin insanları biçimlendirmede önemli bir rol oynadığına inanırım." O'na katılıyorum. Bu hikayeler ister kurgusal isterse gerçek olsun içimizde bir yerlere dokunuyor ve bize hayat veriyor. Bu kitap uzun bir yolculuğa çıkmaktı benim için. Kendi içimde uzun bir yolculuğa. Sanki ana karakter Tara ile beraber yürüdüğümüz bir yoldu. En basit haliyle tanımlayacak olursak bir kendini kazanma öyküsü. Böyle öyküler her zaman elimden tutar bana yol gösterir, ilham verir. Peki bu hikayeden neler öğrendim bakalım. Konuyu uzun uzun anlatmak istemiyorum. Fakat kısaca ifade edecek olursak koyu mormon bir aileden gelen Tara'nın akılalmaz pek çok öğretiyi geride bırakıp, adım adım kendisini inşa etme öyküsü. Mormonizm tıpkı İslamda , musevilikte olduğu gibi Hristiyanlıkta bir mezhep. Fakat çok ağır ve kısıtlayıcı kuralları var. Tara'nın ailesi özellikle de babası bu kurallara sıkı sıkıya bağlı. Öyle ki öğretileri akıldan bile üstün tutuyor hatta gayet insani olan eylemleri bile yasaklayabiliyor. İlaç kullanmak, doktora gitmek, Tanrı dışında birine güvenmek suç. Kurumu sarsacak her hangi bir şey yapmak kesinlikle yanlış. Kolektif bir biçimde yaşıyorlar fakat en uç noktada olan Tara'nın babası. Mormon olmasına rağmen daha ılımlı olan kişiler de var. Kadına erkeğe itaati emrediyor. Ve aslında mormonizm adı altında pek çok kez kadının kısıtlandığını, haklarının ihlal edildiğini görüyoruz. Okula gitmek yasak, evde eğitim dedikleri bir şey var. Böylece çocuklar evde aileleri tarafından eğitiliyor. On altı yaşına geldiğinde Tara kendi kendini eğitmeye karar veriyor. Ailesinin dışında koca bir dünya olduğunu keşfeden Tara, artık her şeye farklı bir açıdan bakmaya başlıyor. Üniversiteye gitme zamanı geldiğinde ailesi çok karşı çıkıyor ve engellemek istyorlar. Fakat Tara bu defa kararlı ailesini hatta öğretileri bir kenara bırakması gerekse bile yoluna devam ediyor. İşte asıl hikayeyi kıymetli yapan bu yol ayrımı. Kararlar, seçimler, ayrılıklar, acılar, vazgeçişler ve yeniden başlamalar. Karakterimizin fırtınalı gelgitleri, tereddütleri. Çoğu zaman kendiyle ailesi, kendiyle dini arasında bir seçim yapmak zorunda olması. Ait olduğu topluluğu, değerleri bir kenara atması ve yeni bir kişilik inşa etmesi. Anlatması kolay, yaşaması zor şeylerden bahsediyorum. Onunla tanışıncaya kadar her doğru kararın yüreğime su serpeceğini sanıyordum, her seçişin bir vazgeçiş her kazancın bir feda olduğundan habersizdim. Her defasında kendisiyle çatışmak durumunda kalıyor. Farkındalıkdan sonra kabullenme aşaması geliyor. Yanlışları olduğu gibi kabullenmek. Kimden geldiğini ayırtetmeksizin sırf yanlış oldukları için yanlış demek. Fakat mesele ailemiz olduğunda, mesele bizi dünden bugüne taşıyan öğretiler olduğunda hiç de kolay olmuyormuş. Kendiyle çatışıyor karakterimiz. Aklından şüphe ediyor ve bir türlü ailesinin akıl dışı yanlış bir temelin üzerinde oturduğunu kabul edemiyor. Sorgulamaları patolojik bir hal alıyor ve psikolojik olarak çok zor dönemlerden geçiyor. Biz insanlar uzun hikayeler anlatmak yerine tek bir kelimeyle bütün resmi göstermek isteriz. Tara da öyle yapıyor. Geçmişine, şimdiye dek bağ kurduğu her şeye "dağ" diyor. Bucks Peaktan ayrılıncaya kadar her gün gördüğü tepenin yukarısında kalan dağ. "Beni dağ yarattı," diyor. Artık dağı aşmış bile olsa o hala orada. Yıkılmadan, sapasağlam duruyor. Her tereddüt edip arkasını döndüğünde orada. Her başını çevirdiğinde. Dağı özlüyor. Minik bir kız çocuğu gibi koşarak babasına sarılmak istiyor. Fakat biliyor ki o tercihini yaptı, onları değil kendini seçti. Bu seçimin karar aşaması, seçimden sonra yaşanılanlar.. hepsi kendime pek çok soru yöneltmeme sebep oldu. Bu yorumun amacı tek bir neticeye varmak değil, okuyanları binlerce soru içerisinde bir başına bırakmak. :) Kendimizi kazanırken kimleri feda ederiz? Öğretiler her zaman ve zeminde geçerli olabilir mi? Gerçekte bir aileyi parçalayan şey nedir? Kime güveneceğiz? Nasıl birey olacağız? İnsanı değiştiren şey gerçekten de eğitim midir? Niçin her koşulda acı çekiyoruz? Korkarken de cesaret gösterebilir miyiz? İnsan ve din arasında nasıl bir ilişki olmalıdır? İyi yanıtlamalar. :)
Edebiyat
TalebeTara Westover · Domingo Yayınevi · 20194,790 okunma
·
159 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.