Puan vermedi·35 syf.··
2022 38. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 29 Mayıs 2022 20:01
Uzun bir zaman önceydi.. çıkarların bu denli peyda olmadığı veyahut benim o kadar da net göremediğim, görmenin ki ışıktan bir katre olduğu vakitler... Ruhumun dağlarında tepelerinde, çiçekli ve de ayaz köşelerinde Heidivari koşturduğum dönemler :) Babam yeni emekli olmuş ve memlekete dönmüşüz. Üniversite sınavına gireceğim o yıl. Akşam olup da ev ahalisi bir doğu geleneğiyle erkenden uykuya geçerken, geceyi günle karşılama vakti; “ Benim için gün yeniden yeniden başlıyor(!) “ felsefesi. Kitaplarımı toplar, mutfak masasında annemleri rahatsız etmeyecek bir ölçüde ışıkla çalışırdım. Bir köşede de radyom, o keşiflerim, cızırtılar eşliğinde kaybolmanın güzideliği ve bir selam da Alem FM'den Zeki'ye olsun, Matrax programına kaç dostluk, kaç uykusuz gece ve de deney girmiştir kim bilir. :) İşte o vakit senindir, bu vakit benim derken ve memleketin ve dahi bir bölgenin en sevdiğim özelliğinden birisi olan ara sokaklarını, eğri büğrü yollarını turlarken keşfettim K dergisini. Öyle ki dergiyi sattığını unutmuş olan bayiininde o şaşkın, hani biraz daha zorlasa göbeğinde çay bardağı tutturacak halini unutmam. Kollarımda tozlanmış, kenarları kopmuş, ön sayfasının yerinde kısmi yeller esen ve dahi Picasso'nun tablosunu hiç mi hiç aratmayan haliyle. Lakin o sevincimide unutamam. Ve hiçbir şeye değişmem. Bu ortamda dahi K dergisinden bir aşinalığımız, tanışıklığımız olduğunu öğrendiğim, öyle bildiğim insanlarında kıymeti ayrıdır. Peki nasıl bir dergidir K ve ayıptır söylemesi, evet ayıptır ayıptır şu an dahi üzerinde yazan fiyatı 1TL. Lakin dergi kapandığı ve sahaflara düştüğü için, nadideliliğinin altını çizdiği için 100 katı fiyata da alabilirsiniz pekâlâ. Kendisini sadece bilgiye ve sanata, ilime adamış olan insanların oluşturduğu bu yazın, hor ellerde de hırpalanabilir... Lakin o denli fiyat biçilemez, o denli ayaklarda bir müsvedde ihtimaline düşemez. Ve inanıyorum o denli okurunu bulur, ona ulaşır ve kapılarını yeniden açar... Dinlenmeyi ister, Keşfedilmeyi bekleyen tılsımlı bir anahtardır ellerinizdeki, Okurunu bekler. O çok uykulu gözlerimizi uyandıran masallar okur... Dua gibidir, çocukken göğsünde o sıcaklığında bizi sarıp sarmalayışında büyüdüğümüz bir dua gibi... Çıkar gözetmez, Fiyat biçen ise pahasına alır lakin anahtarını elde edemez(!) ... “ İnsan Kendini Yalnızca İnsanda Tanır “ özdeyişiyle karşılar sizi K Ve her sayısında fikrinizi celbeden farklı bir kalem erbabıyla tanıştırır. Bildim demeniz, gördüm demeniz, çok çok ötelerden de aşinayım demeniz dikkatini çekmez onun, Öğretmek ister, öğretir de zira dergiyi elinize aldığınızda karşınıza çıkan o denli bir tılsımdır. Satırlarda ararsınız tanış olduğunuz kalemi lakin başka ülkelere, bambaşka saraylara ve masallara misafir olursunuz. Öyle ki belki yakınlığını dahi duymadığınız, ucundan hımm bu da bu muymuş acep dediğinizin karşılığında bir aynada seyreder gibi kendinizi bulursunuz; İnsanı. Hüzünlenirsiniz, seversiniz, çok seversiniz. Paylaşmak istersiniz, paylaşamazsınız... Hayıflanırsınız. Ve bir bakarsınız aslında dergi kaldığı yerden yeniden başlamış, içinizde, bir şeyler değişmeye başlamış, bir şeylerin ki tohumu atılmış hiç fark etmediğiniz düşünce ülkenizin köşelerine... Tıpkı gardenya çiçeği gibi kendi köşesinde açacak olan bilge bir sabır ve deneyimle. ... Evrenin Yalnız Çocuğu; Arthur C. Clarke'den ve onun: “Ben her zaman sadece Tanrıdan esinlendim“ deyişinden, o öyküden... Alain Robert Grillet'ten, “19. Yüzyıl klasik roman anlayışı öldü ve sosyal gerçekçi roman, 20 yüzyıl romanını anlatmaktan uzak“ diyerek eldeki sıfırı 21. Yüzyılla deyim yerindeyse çarpan ve geleceğe oval, camsız gözlüklerle bakan bir yağmur adam! Stephen King'in Oyun romanından. Tıpkı seyrinde durmuş, tutulmuş, kıpkızıl bir güneşin her zerresini yüreğinde, tüm zerrelerinde duyumsaması gibi. Vahşetin, kıyımın ve bir çocukluğun koparılıp atılışının öyküsünden; bir ince irdeleyişten. Margaret Cavendish, Onu görür görmez sevdim, O bir feminist, o bir ayrık otu... Oysa Margaret'ın doğrultmak istediği husus, bizatihi kadınların belini büken ağırlıkla bir eş kefedeydi; eğitim ve eşitlik üzerine. Ve elbet yerini bulamayanda buydu. Mevzu ise kadın erkek ayrımından uzak cesaret, cesaretti. Deli, Kibirli, Komik yaftalarıyla, zamanın ağrılı gürültülerinden. Ve Dans Dans Dans.. :) Dans'ın Edebiyatından. Bir tutam Thomas Eloy Martinez, Arjantin'den, bir çöküşüşün anatomisinden.. Bir tutam müziğin o şifalı gücünden. “ Ben de yalnızca bu nedenle şarkı söylüyorum: Giden dönsün ve hiçbir şey sürüp gitmekte olduğu gibi sürüp gitmesin “ diyor ya Julio Martel. Sayfaların son bulduğu bir yolculuk değil bu, Robinson Jeffers durduruyor bu kez, yakasında 137 numarayla. Yeniden başlamalı, yeniden başlamalı diyor, görsel bir şölenin ritminde. Bir yanda Fernando Pessoa - Ophelıa'ya Mektuplar, bir yanda satırların altından kırık kanatları, sırrı düşmüş olan. “En değer verdiğimiz şeyler, en özel bulduklarımızdır aynı zamanda... Öyleyse değerlilerimiz özel, özellerimiz değerli kalmalıdır.” kalıyor ellerinizde yalnız. Saklıyorsunuz bir mektubun içeresinde; adı zaman olan, İçinde billur, ak pak, toz tutmayacak o aynalar. .... Hatırasıyla bir karalamaydı benim için. Eşlik ettiğiniz için teşekkür ederim :) K ile yolunuzun kesişmesi dileğimle ve elbet nice kaliteli, edebi eserlerle... Sevgilerimle. bir tutam da müzik olsun: " youtu.be/jFW9VF2MD3E "
Dergi
K Dergisi - Sayı 137K Dergisi · Alkım Yayınevi · 20097 okunma
··
1.843 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Daha kimbilir gözden kaçırdığımız ne büyük emekler, ne bulunmaz ortaklıklar, ne unutulmaz yazılar var... Kaleminin o nazenin ve hisli dokunuşlarını özlemişiz Stella Maris'im... Gönlünün ziyası daim olsun.Vaktine bereket.
özlem
Gönderi Sahibi
Ve keşfetmenin o efsunu tarif edilemez, aslolan ise vakti gelince karşılaşmanın... Güzeliklerle olsun her daim yolumuz.. Vaktinin bereketiyle, iklimiyle bir🌺❤️