özlem profil resmi
Kendine güvenir güvenmez, nasıl yaşanacağını öğreneceksin.
• Johann Wolfgang von Goethe

https://www.youtube.com/watch?v=opDvvBFyGgg
400 okur puanı
08 Haz 2017 tarihinde katıldı.
  • özlem tekrar paylaştı.
    07.30
    Hastane…
    Iyileşme, tedavi olma yeri. İçi acılarla ve kederlerle dolu kocaman soğuk bir bina. Neredeyse bir gündür buradayım. Yaşlı bir aile büyüğümüze refakat ediyorum. Aslında kafamda hiçbir şey yazmak yoktu ancak biricik destekçim yazmam konusunda beni harekete geçirdi. Var olsun, her anımda…
    Gün doğmak üzere şehrin ışıkları uyumamak için direniyor…
    Teyzemiz vücuduna yayılmış bir hastalıkla mücadele ediyor, dusmanindan bile habersiz. Neyle savaştığını bilmeden… Zaten hastalıkla çocuk gibi olmuş ruhuna söylemeye korktu herkes, bu yüzden saklanıyor ne olduğu… kendisi sadece apandistinden ameliyat oldugunu sanıyor. Cani yanıyor, sırtı ağrıyor yatmaktan. Ve bana sesleniyor…
    “Boncuğum.. Burada mısın?”
    Yıllar sonra minikligime dönüyorum. O zamanki gibi sesleniyor bana teyzem. Ellerini tutup öpüyorum, şefkat yüreğini rahatlatıyor… Prensesim benim diyorum.. Bebek oldum ben bebek diyor. Sen bizim küçük bebegimizsin diyorum. Evet evet boklu bebek, diyor kendine... Diğer hastaların sesini duyuyor, inleyişler, acılar.. Kapıyı ortuyorum hemen. Çok duygusallaştı.. Sert bakışlarıyla herkesi kesen teyzem şimdi pencerenin önüne konan güvercinlere bile ağlıyor..
    Bak gün doğuyor diyorum.. Maviyle mor birleşiyor sanki gün sana merhaba diyor… Selam olsun diyor, güne ve bunu bana gösterene…
    Bilmiyorum hayat bu, belki hayatla ölüm arasındaki keskin savaşıdır bu. Ben kimsenin eriyişine şahit olmadım. O hastalığını yaşayıp sadece iyileşmeyi düşlerken ben ve yanına gelen yakinlari onun hastalığıyla yeni şeyler öğreniyoruz. Ben en çok acıyı öğreniyorum. En çok acıyı. O da çok şey öğreniyor aslında. Kimin yanında olup olmadığını, kimlerin bilmediği yüzlerini.
    Genç kizligini anlatıyor. Ben, Almanya'ya gidecektim boncuğum. Babam izin vermedi. Benim haberim yoktu beni eniştene vermiş diyor. Nefes ala ala... Elimi tutuyor. Evlendigimde ev çok kalabalikti diyor. Nasil alıştın, diyorum. Hayat insanı her şeye alıştırıyor, diyor… Ayakları şiş günlerdir. Elime krem alıp masaj yapıp ovuyorum. O güzel ellerin dert nedir bilmesin diyor. Hayat öyle surprizler yapsın ki sana senin feleğin şaşsin…
    11.24
    Şu an dışarıdayım. Dayanamadim ağlayişlarina.. Göğsüm sıkıştı sanki. Halami yaninda bırakıp çıktım nefes almaya. Hayat ne garip. Neler ediyor insana…
    Hayattan bunaliyoruz daraliyoruz ama ne acilardan habersiz uyuyoruz o kıymetini bilmedigimiz yataklarda… Hayat surpriz bir yumurta diyor teyzem… evet. Hayat, sürpriz bir yumurta… içinden ne çıkacağı belirsiz.
    Hayatımda kafama koyduğum belli şeyler arasına artık hastane ziyaretlerini de ekledim. Aslında olmadi bu cümle. Ekledik mi demeliyim... İnsana öyle çok sey katıyor ki hasta insanlara moral olmak, mutlu etmek. Içimde hem derin bir üzüntü hemde uçsuz bucaksız bir huzur var. Elimden geleni yapma telaşı ve cevap olarak aldığım güzel bir okşayış.
    Yüreğim kabarıyor. Ağlamak istiyorum bağırarak. Ama bu çözüm değil…
    Herkes birbiri için yaratılmış.. Birbirlerine bir şeyler öğretsin, paylaşsin, katsın diye. Çevremizdeki yakinlarimizin kıymetini bilin, bir güler yüz nasıl kapilar açıyor insana tahmin bile edilemez…
    Huzurlu, güzel, sağlıklı bir hayat dileğiyle…



    https://i.hizliresim.com/qdlE1d.jpg
  • İnsaf bildih ki aşk nikû kârest
    Zanest halel ki tab'ı bed-girdarest.
    Tü şehveti hişra lekap, aşk nihi;
    Ez şehvet ta aşk reh büsyarest.

    İnsaf et ki aşk iyi bir iştir. Fakat fena tabiat onun saffetini* bozar.
    Sen şehvetinin adını aşk koymuşsun; halbuki şehvetle aşk arasında ne uzun mesafe var...

    * Saflığını
    Mevlana Celaleddin-i Rumi
    Sayfa 24 - İş Bankası Kültür Yayınları
  • Ey can haberet hest ki cananı tü kist?
    Vey dil haberet hest ki mihmanı tü kist?
    Ey ten ki beher hile rehî mi cuyî
    O mikeşeded bibin ki cuyanı tü kist?

    Ey can, haberin var mı ki cananın kimdir? Ey gönül farkında mısın ki mihmanın kimdir?
    Ey ten, türlü hile ile kaçmak yolunu arıyorsun; halbuki o seni çekiyor. Dikkat et, seni arayan kimdir?
    Mevlana Celaleddin-i Rumi
    Sayfa 12 - İş Bankası Kültür Yayınları
  • An vakt ki bahri kül şeved zatı mera,
    Ruşen kerded cemali zerratı mera.
    Zan misuzem çü şem'ta der rehi aşk
    Yek vakt şeved cümlei evkat mera.

    Varlığım hudutsuz bir deniz olduğu zaman o, benim vücudumdaki zerreleri aydınlatır.
    Bunun için ben, şule gibi yanarım; ta ki aşk yolunda bütün zamanlarım bir andan ibaret olsun!
    Mevlana Celaleddin-i Rumi
    Sayfa 10 - İş Bankası Kültür Yayınları
  • Ber her caî ki ser nihem mescud Ust
    Der şeş cihet-ü birunî şeş mabud Ust
    Bağ-u gül-ü sema-u şahed,
    İn cümle behanest-ü heme maksud Ust

    Başımı koyduğum her yerde secde edilen odur. Dört köşe ve altı bucakta tapılan hep odur.
    Bağ, gül, bülbül, sema, sevgili... bütün bunlar hep bahanedir; yalnız ve asıl maksut* hep odur.

    * Amaç, sebep
    Mevlana Celaleddin-i Rumi
    Sayfa 5 - İş Bankası Kültür Yayınları
  • özlem tekrar paylaştı.
    Ama nasıl bir kadın bakışıydı böyle?
    Gözlerde cennet vardı, yürekte cehennem!
  • özlem tekrar paylaştı.
    “ayakkabılarını kapımın önünde görmeyi istiyorum!
    çünkü bu,
    seni seviyorumun içine nal salmak demektir"

    Ah Muhsin Ünlü..
  • özlem tekrar paylaştı.
    Çocukluğunda sakladığı yaralarının bir tesellisiydi bu kim bilir belki de hiçliğine...

    Yaşamak delicesine bir duygu derken hayallerini süslediği mesleğin hakkını vermek adına yola düştü Deniz.. Memleketinde olmayan bir ismin ağırlığnı taşıyordu kimsesizce. Babası bu ismi ona vermeden önce gözlerinin karalığına bakıp" deniz gibi aydın, göğün maviliği kadar umut dolu kal canım kızım" diyerek okumuştu kulağına kedersizce. Kaderi de hallice..

    Yola çıktığında heyecanını saran alacakaranlık içini kemiren fare yığınlarına dönüşüyordu. Gidiyordu işte artık. otobüse binerken pencerenin kenarında sayıkladığı gözleri buğulanmış ve elleri camın kenarından babasının yüreğine doğru sarkmıştı. Bu ilk ayrılışları da değildi oysa ama belki de ... Deniz, boğazını temizledi sakince , kendine geldi ve bir an için düşünde " Sonunda işte oldu; hem sevdiğim adamın yanına hem de çocuklarımın yanına gideceğim ve dünyanın en güzel mesleğini yapacağım" diyerek geçirdi içinden sessizce. Hatta biraz da gülümsedi. Bu gülümseme ile olgunlaştığını anladı. Çünkü bir kenarda bıraktığı ailesi bir kenarda sevdiği için çıkılan yolun sersemletici sarsıntısı ile kala kaldı öylece.. iniş mesafesine yaklaştıkça kalbi de yerinden çıkacakmış gibi oluyordu. Ve o anda kapının açılmasıyla birlikte beliren suret dünyanın en mükemmel şiiri gibi işledi yüreğe. İşte Aslan da tam o anda belirdi kocaman sevişiyle.. Sarılmaların ardı arkası kesilmeden mutluluk dağıldı gökyüzüne...
    Yaşam yelkovanın ucundan seyrederken saniyenin her bir geçişini Deniz ve Aslan da birbirlerinin zamanı oldular her vakitte. Kimi zaman bir yemek masasının içi şiir dolu kaselerinde kimi zaman birbirlerinin gözlerinde. Ama hep birlikte..

    Derken günlerin en şafaklı anlarından birinde okula doğru koşar adım Deniz'İn ayak sesleri doldurdu tüm memleketi. Öğrenciler etrafında ve her çocuk sesinde salıncağın iplerinden göğe doğru açılan bir uçurtma gibiydi hayat onun için. Her günleri umut dolu, eğlenceli kimi zaman ağlamaklı ama hep sarılmalı geçerdi. Bir gün müfettiş çaldığında kapıyı "Hoca hanım burada eğitim vermelisiniz oyun değil" diyerek dikmişti gözlerini kartal gibi haince.. Oysa oyunla öğrenilen bir hayatın olduğunu düşünse sözlerini nimet diye çiğner çıkarmaya utanırdı o halde... Ve yine o farkındalığın yaşandığı bir günde bir olay yaşandı kahpece..
    Deniz öğretmen pencerenin kenarından arada başını göğe çevirip tebessüm ederdi hep. Her zaman ki gibi yaklaştı pencerenin kenarına ama bu sefer göğe değil onlara doğru yönünü çeviren 3 adamın yüzlerine baktı dikkatlice. Kendi aralarında bir şey konuştukları çok belliydi ama bi tuhaflık olduğunu da sezmemek elde değildi. Adamların ellerindeki silahı görünce tedirginliği bin kat daha arttı haylice. Bir süre sonra etrafının biraz daha kalabalıkça olduğunu anladı ve hemen kötü olaya bir adım kala polise telefon etti gizlice. ve çocuklarına seslendi keder dolu içiyle.. "Çocuklar şimdi hep birlikte oyun oynayacağız herkes sıraların altına saklansın ve ben sizin isimlerinizi tahmin ederek kim olduğunuzu bulmaya çalışacağım, ama sakın ama sakın ben demeden çıkmak yok" derken bir patlama sesi .. yaşça büyük olan çocuklar bazı şeyleri daha net anlayabiliyorlardı ama yine de oyuna katılmak durumundaydılar. Öğretmen sesin tamir edilen bir yerden patladığını söyleyerek oyalamaya çalışıyordu kendince. Ve işte seslerin sesini kısamayan öğretmenin sesini kıstılar zalimce.. Evet haince vurulmuş yatıyordu öğretmen masasının köşesinde. Çocuklara arada seslenip çıkmamalarını söylesede ayağa kalkmaya gücü yetmiyordu her bir direnişinde. O anda polislerin geldiğini ve çatışmanın şiddeti ardından çocukların kurtulduğunu gördü yattığı yerden. yüzünde tebessüm ellerinde kan izi... Polislere "çocuklara öğretmenlerinin iyi olduğunu ve bir kaç gün sonra gelip oyuna kaldıkları yerden devam edeceğini bu süreye kadar hiç üzülmeden evlerinde kalmalrını söyledi." Ve evet Aslan , canından sevdiği canan.. Gözlerini artık açamıyordu ama başında bulunduğu doktora "Bir kaç günlük uykunun ardından yine geri geleceğini ve onu çok özleyeceğini "söylemesini istedi. O anda Aslan haberi almanın sersemliği ile sarsıldı ve nereye gideceğini bilmeden dağıldı olduğu yere..

    Bir kaç günün ardından gözlerini açan Deniz, Aslan'ın sesini duyuyordu sanki yıllar geçmişti aradan ve hasreti taşmış da toplayamamıştı kendini o kaldığı yerden.. Ve ardı arkası kesilmeyen tebessüm çığlıkları.. "Dememiş miydim ama Aslan'ım bir kaç günlük uykudan sonra yine hep beraberiz diye" ...


    Deniz gözlerini açtığında yanı başında Aslan'ı görünce içini derin bir rahatlık kavradı o an. Sıkıcca sarıldı ve gerçek sandığı rüyanın eşiğinden baktı gökyüzüne.. Gökyüzü ise Aslan'ın gözleriydi her seferinde... Şimdi gözlerini yeniden kapatmaya değil de aynı şeyi görmekten korkmanın acısı ile kalktı yaşamın yaşanacak olan sessizliğinden...
Kendine güvenir güvenmez, nasıl yaşanacağını öğreneceksin.
• Johann Wolfgang von Goethe

https://www.youtube.com/watch?v=opDvvBFyGgg
400 okur puanı
08 Haz 2017 tarihinde katıldı.

Şu anda okudukları 4 kitap

  • Rubailer
  • Organon 4 - İkinci Analitikler
  • Füsusu'l Hikem
  • Yüce Yurt'tan Yükselen Ses Albayrak

Beğendiği kitaplar 325 kitap

  • Meyhane
  • Mevlana Celaleddin Rumi Bütün Eserlerinden Seçmeler
  • Mesnevi’den Hikayeler Mevlânâ
  • Mevlana
  • Rubailer
  • Kadın Psikolojisi
  • İrade Terbiyesi
  • Siyasi İlahiyat
  • İnsan Zihni
  • Kuğu Boynu

Beğendiği yazarlar 11 kitap

  • Cengiz Dağcı
  • Furuğ Ferruhzad
  • Selim İleri
  • Oktay Sinanoğlu
  • Mehmet Akif Ersoy
  • Sezai Karakoç
  • Roger Garaudy
  • Samiha Ayverdi
  • Arthur Schopenhauer
  • Stratis Mirivilis