özlem profil resmi
" Hoşça bak zâtına kim Zübde-i âlemsin Sen.
Merdüm-i dîde-i ekvân olan Âdem'sin Sen. "
• Şeyh Galip

https://gelecegenefes.com
https://youtu.be/OO0blZAZZjw
1415 okur puanı
08 Haz 2017 tarihinde katıldı.
  • Sabitlenmiş gönderi
    Türk Millleti'nin bir ferdi olmaktan ve Atatürk'ün, Ceddimin emanet etmiş olduğu bu kutsal sorumluluğu taşımaktan onur duyuyorum. Türk genci, sadece kendi özgürlüğü ve başarısını içine alan bir ferdin evladı olamaz, o kendisiyle birlikte Milletinide aydınlığa, gelecek kuşaklara taşıyan parlak bir meşaledir.

    " Özgürlük ve Bağımsızlık benim karakterimdir. "

    " Gençler!
    Cumhuriyeti biz kurduk, O’nu yaşatacak ve yüceltecek sizlersiniz. "

    " Benim naçiz vücudum, bir gün elbet toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti, ilelebet payidar kalacaktır. "
    Mustafa Kemal Atatürk

    Ne Mutlu Türk'üm Diyene!!
  • özlem tekrar paylaştı.
    99 syf.
    Pazar, 24 Ocak 1993 öğle saatleri evde izinliyim gelen telefona kadar. Arayan ekip arkadaşım; ‘’ Hadi hazırlan seni almaya geliyorum ‘’ dedi. Ne oldu ‘’dedim? ‘’Uğur Mumcu evinin önünde öldürüldü, evine gidiyoruz’’ Daha basına tüm detaylar yansımamış , polis telsizlerinde anonslarda manşet haber. Amcamı aradım ''amca dedim biliyor musun ne oldu? Hani sen bana imzalı kitabı yollamıştın ya Sakıncalı Piyade ama sakın kızım ulu orta okuma malum sakıncalı yazarın sakıncalı kitabı demiştin, işte o sakıncalı piyade öldürüldü. Şimdi evine gitmem lazım sonra ararım seni '' dedim ve kapadım telefonu.
    Ankara’da yaşayanlar bilir Çankaya Karlı Sokak şimdiki adı artık Uğur Mumcu Sokak oldu, mahşer yeri sanki. Basın orada, sağlıkçılar orada , siyasetçiler orada, halk orada , yakınları orada, üzüleni orada, sevincini neredeyse zil takıp oynacak o denli belli eden SAKINCASIZLAR orada.
    O havada, adını inkar etmiyor sokak da, karlı buz gibi. 11 yaşında kızı orada, 16 yaşında oğlu orada , şaşkın bir halde araca binmek için daha evinden çıkmadan patlama sesini duyan eşi orada.
    Uğur Mumcu, aracı ısıtmak için eşi ve çocuklarından önce çıkıyor evden ve aracını çalıştırdığı anda gümmm patlayan bomba.
    Neler olmadı ki o evin önünde ne yorumlar ne ironiler?
    Uğur Mumcu’nun aracı karşısında cami inşaatının duvarı önünde park halinde imiş. Sokak ahalisi ezan sesi istemiyoruz cami inşaatı durdurulsun demiş de imza toplamış Uğur Mumcu da destek vermiş de bulmuş belasını, niye çünkü dinsiz SAKINCALI
    Nedir bu kadar laik düşünceye hizmet etmek savunmak, ölmeli niye çünkü Atatürkçü SAKINCALI
    Köşe yazılarında hizbullahın pkk nın önünün alınamayacağına ülkenin başına bela olacaklarını ufaktan ufaktan kaleme alıp , kocaman araştırmalar yapıyor olmamalı vurun gitsin, SAKINCALI
    Bekliyoruz ya ekip olarak evinin önünde, bomba imha uzmanları ve olay inceleme ekipleri gerekli incelemeler yapıyorlar, evden soğukta bekliyorsunuz en azından sıcak bir şeyler için ikramlar kabul edilemez niye Cumhuriyet Gazetesi SAKINCALI, yazarı daha da SAKINCALI
    O kadar çok şey vardı ki o dönemler SAKINCALI olarak dile gelmese de hissettirilenler, alıştırılanlar belki hepsini tek tek hatırlayıp sayamayabilirim.
    Neydi bunlar;
    Solcudan polis, sağcıdan asla sanatçı, yazar olmaz.
    Solcu yayınlar okunmaya değer bulunmaz
    Ayağında mekap ayakkabısı giyen birisi muhakkak teröristtir iyi bellenmelidir
    Düşünce dernekleri, sol yönetimin idaresinde bulunan belediyelerin amacı millete hizmet değildir.
    Ahmet Kaya’yı bırakın dinlemek adını anmak bile ihraç sebebindir.
    Sağcıların cenazesi Kocatepe Caminden , solcuların ki Maltepe Caminden kalkar.
    Namaz kılmayan, oruç tutmayan (mazereti ne olursa olsun) zinne haşa kafirdir.
    Fikir beyan etmek, ya bir de belki şöyle olabilir diye fısıldamak bile ne mümkün kesin kellesini.
    Diyemiyorsun ki solcuların neyi var be arkadaşım bir rakıları, bir de Ahmet Kaya'ları:))
    Yıllar geçti, çoğu şey değişmedi. Sakıncalı Piyade faili meçhul dosyası ile kaldı adliye raflarında sanıyor olabilirsiniz evet ama canına mal olan savunduğu , başa bela olacak dediği Pkk olsun, hizbullah olsun hatta daha da bela olan cemaatler olsun onun dediklerini inkar etmeyecek şekilde icraatlerinde faili meçhul olmadılar.
    Kitabında; dönemin sıkıyönetim mahkemelerini , askerlik anılarını ve cezaevleri süreçlerini mizahi bir üslup ile güleriz ağlanacak halimize dedirtene kadar anlatıyor.
    Düşüncelerimiz, hislerimiz SAKINCALI olmasın. Merhametimiz, ayrım gözetmeksizin sevgimiz saygımız SAKINCALI olmasın.
    Tüm iyi niyeti yüreğinde taşıyıp okumak isteyenlere keyifli okumalar.

    https://www.youtube.com/watch?v=A4bq3vNA7ts
  • özlem tekrar paylaştı.
    203 syf.
    'Diyarbakır Halkına Eziyet Edeni Yakarım'
    Tüm teşkilata verilen emirdi bu. Biz polisler emir komuta zincirinde çalışırız. En üstte bulunan amire ulaşmak için sırasıyla bir üstümüzden başlar, birer basamak giderek en tepedeki amirimizi görürüz. İşte en alt kademede bulunan memurun bir üstü oradan sıra takip etmenizi gerektirecek tüm sinsile mecburiyetini kaldıran bir emniyet müdürüydü Gaffar Okkan.
    Doğu görevinde çalıştığım ilin sınır komşusu olan başka bir ilin emniyet müdürüyken bulunduğum ile ziyaret için geldiği zaman görmek için sokaklara koşar merakla kendisini izlerdik. Yeşilçam sanatçılarını aratmayacak şıklıkta giyim tarzı, korumasız halk arasında dolaşması, aracını şoförsüz kullanması daha bir çok tavrı tutumu alışılmışın dışında lüks gelirdi bize.
    Tıpkı kendisinin teşkilata lüks geldiği gibi..

    24 Ocak 2001, saat 18:50 telsiz kayıtlarında ilk selası verildi;

    'Merkez, merkez! Saldırıya uğradık, saldırıya uğradık…

    m: Olay yeri neresi?

    Yaralı polis: Şehitlik mevki

    m: Zayiat var mı, zayiat var mı?

    Yaralı polis: Şehidimiz var.

    m: Sayın 3310'un durumu ne?

    Yaralı polis: Başımız sağ olsun...''
    3310, Okkan'ın telsiz koduydu...

    Kitap, Diyarbakır'ın hatta belki de Türkiye'nin en sevilen müdürünün Gaffar Okkan'ın hikayesi. Sekiz evladımızı toprağa verdiğimiz bu günde tüm şehitlere tekrar Allah'tan rahmet diliyorum..
    Dualarımız onlarla olsun..
    Keyifli okumalar...
  • özlem tekrar paylaştı.
    Dünya'da o kadar çok acı var ki.. İnsanın, acılarım diye sarındığı utanç veriyor.
  • özlem tekrar paylaştı.
    Herkesten ve her şeyden uzak bir çatı katında, beni bu satırları yazmaya iten bir sebep olmalı. Ay ışığı alabildiğine parlak gökyüzünde.. Dünya sahnesinde gibiyim ve seyircilerim sizlersiniz, Ey İnsanlar..

    Yüzyıllarca ve belki hesap ettiğimizden çok daha fazla bir süredir beraberiz sizlerle ama ömrün buna bedenen ne kadar eşlik etti derseniz, fazla bir rakam veremem sizlere.. Bir tortu, onun sayısı yok.. hesaplamamı da istemeyin benden.


    ***

    Soğuk demirlere tutuna tutuna, belki bir insana tutunur gibi iniyorum o çatı katından şimdi.
    Döne döne.. ve tuhaf, başım dönmüyor,
    Dönen gece sadece…

    Eller diyorum ya hani, ellerimde izleri insanın, kendimin.. Neden soğuktur böyle? Ve şehrin ışıkları bir parça dahi eksilmemişken pırıltısından neden yalnızdır?

    Tuhaf, hep küçük deniz fenerleri gibi düşünürüm bu ışıkları, insanların insanlara seslenişi SOS işareti gibi..
    Ve tuhaf kimse duymaz,
    Her gece…



    Yağmur kokusunu alabiliyor musun ey ruhumdaki insan? Ve ben neden böylesine sesleniyorum sana bir sos işareti gibi.. ki bu kelimeleri yazdığıma göre oldukça oldukça acil bir çağrı bu..
    Topuklarımdaki sesler yankılanıyor gecede..
    Ey insan, duyabiliyor musun beni?


    Bir köpekle karşılaşıyorum önce, önce deyişim bu satırlara bir başlangıç bulma çabam.. kelimelerim titreyen bir mumun gölgesinde…
    Bir köpekle karşılaşıyorum ki gözlerinde gözlerim.. öylesine masum, öylesine ürkmüş, yağmurlu.. ve sokakları hiçbir sos işaretini barındırmıyor gecede, adımlarım ulaşıyor tuhaf.. adımlarım acil durum işareti…

    Ellerimle okşuyorum varlığını, taranıyor saçlarım,
    Düzeliyor tüm dağılmışlığım.. ve yağmurunu hapsedince ellerime, hissediyorum ısınıyorum..
    Soğuk karışıyor bilinmeyen bir geceye…



    Sureti suda kırık bir cam gibi birikmiş bir kadınla karşılaşıyorum sonra ve dikkat edin bu karşılaşmanın hiçbirinin başında sokak ibaresi yok.. Sokak benim çünkü, sokak, insan…

    Suretini kırık bir camda izliyor kadın topuk seslerinin eşliğinde, dudaklarında yarısı kalmış bir ruj izi, gözleri akmış bir gece ve tüm bunlar, hisler dahil belli olmaz diye bırakılıyor geceye..

    Parıltılı bir elbisenin gölgesi kalan topuk seslerinde,
    Acil durum sinyali 2?


    İçki şişelerine düşüyor yolum bu sefer,
    Ardıma bakıyorum, kadına ve onunda ardında hiç kıpırdamayan ve belki kadını bir sos işareti gibi karşılayacak olan köpeğe..
    İçki şişesinin sahibi yok.. anlıyorum ki o da tüm bütünlüğüyle bırakılmış geceye...


    **

    Markaların yarıştığı arabalar, lükslerinin ve sefelatlerinin aynı anda ve gecede konuşulduğu evler, tüm bunların ardında uykuda bir hayat;
    geçiyorum geceden yağmuru hissede hissede..
    Bir taç gibi gökyüzümde ay…

    Sahile varıyor yolumun sonu,
    Güneşin doğmasını bekliyorum..
    Halbuki çok var,
    Biliyorum…



    ... Bir çocuk geçiyor tüm o yağmura, işaretlere ve işaretsizliklere rağmen geceden..
    Kimsin diyorum içimden, kelimelerim büyük..
    Kız çocuğu desen değil..
    Oğlan hiç..
    İn cin peri?
    Bu saatte muhtemel..


    Geceyi hissediyorum..
    Ay ışığı iniyor gökyüzünden…


    Kimsin sen?
    Ve cevap veriyor..

    Ben UMUT..
    Ben İnsanın ruhunda daima yanan bir meşale….


    (Ay Işığı,
    Güneş olarak doğuyor..

    Umut olarak,
    Her gece... )
    özlem

    " https://soundcloud.com/shady-1900/n3m7vhj1zdxl "
  • " Bütün bir yaşama göre çok az sayıda düşünce, bunların sanki yeniymiş, ama yine de biliniyormuşçasına sürekli geri dönmesi, yapraklara sarılmış gibi zamana sarılmış olarak... "
  • " Kendisinden daha iyi tanıdığı onca kişi varken, yine de sürekli olarak tanımak istediği kendine dönüyor... "
  • " Yılanlara acı çektirmek için. çocuklar onları sönmemiş kireçle dolu bir çuvala tıkıp üstüne su döküyorlardı; ondan sonra da yılanların yanık acılarından ötürü çıkardıkları tıslamaları yılanların gülüşü diye adlandırıyorlardı. "
" Hoşça bak zâtına kim Zübde-i âlemsin Sen.
Merdüm-i dîde-i ekvân olan Âdem'sin Sen. "
• Şeyh Galip

https://gelecegenefes.com
https://youtu.be/OO0blZAZZjw
1415 okur puanı
08 Haz 2017 tarihinde katıldı.