Puan vermedi·1808 syf.····Okunma: 27 Mayıs 2022 22:05 1789 yılında Paris’te bir ayaklanma oluyor, bu ayaklanma büyüyor, taşıyor ve ulusların Batı’dan Doğu’ya hareketi şeklini alıyor. Bu hareket birkaç kez Dou’ya yöneliyor. Doğu’dan Batı’ya doğru bir karşı hareketle çarpışıyor, 1812 ılında son haddine, Moskova’ya ulaşıyor ve fevkalade bir dönüşle Doğu’dan Batı’ya bir hareket başlıyor.
XIV. Louise çok gururlu, kendine güvenen bir adamdı, şöyle metresleri, böyle bakanları vardı; Fransa’yı kötü idare ediyordu. Louise’nin mirasçıları da zayıf insanlardı, onlar da Fransa’yı kötü idare ettiler. Onlarında şöyle gözdeleri, böyle metresleri vardı. Sonra bu sırada birileri çeşitli kitaplar yazdı. XVIII. Yüzyıl sonunda Paris’te iki düzine kadar insan toplandı, bunlar bütün insanların eşit ve özgür olduğunu söylemeye başladılar. Bu yüzden bütün Fransa’da insanlar birbirini doğramaya, boğazlamaya başladı. Bu adamlar kralı ve daha birçok kimseyi öldürdü. Bu sıralarda Fransa’da bir dahi vardı: Napoleon. O her yerde herkesi yendi, yani birçok insanı öldürdü; çünkü büyük bir deha sahibiydi. Neden bilinmez, Afrikalıları öldürmeye gitti; onları o kadar iyi öldürdü ki, o kurnaz ve zekiydi ki, Fransa’ya dönünce herkesin kendisine boyun eğmesini emretti. Ve herkes ona boyun eğdi. İmparator olunca halkı öldürmek için İtalya’ya, Avusturya’ya, Prusya’ya gitti. Onlarda birçok insan öldürdü. Rusya’da ise İmparator Aleksandr vardı ki, Avrupa’da düzeni yeniden kurmak istiyordu, onun için Napoleon’la savaştı. Fakat 1807’de birdenbire onunla dost oldu, 1811’de yine bozuştular, yine birçok insanı öldürmeye başladılar. Napoleon 600 bin kişiyle Rusya üzerine yürüdü ve Moskova’yı işgal etti; sonra ansızın Moskova’dan kaçtı, o zaman İmparator Aleksandr, Stein ve başkalarının öğütlerinden yararlanarak Avrupa’nın huzurunu bozan adama karşı silaha sarılmak için Avrupa’yı birleştirdi. Napoleon’un tüm müttefikleri birdenbire düşman oldular ve bütün bu halk yeni kuvvetler toplamış olan Napoleon’un üzerine yürüdü. Müttefikler Napoleon’un yenip Paris’e girdi., Napoleon’u tahtından vazgeçmeye mecbur ettiler; beş yıl önce ve bir yıl sonra herkes kendisini kanundışı bir haydut saydığı halde onu imparator ünvanından mahrum etmeden ve ona her türlü saygı göstererek Elbe Adası’na gönderdiler.
Böyle bir dönemde, bu gibi olaylar çerçevesinde toplanmış bir roman Savaş ve Barış.
Metin dört kitaba ve iki bölümden oluşan sonsöze bölünmüştür. İl yarı tamamen kurgusal karakterle çevrilmişken, özellikle son iki bölüm savaşı ve savaş’ın doğasını bizlere anlatmak istiyordu. Roman 1812’de Fransa’nın Rusya’yı işgaliyle başlıyor.
Romana dokunan önemli tarihsel olaylar arasında Ulm Seferi, Austerlitz savaşı, Tilsit Antlaşması ve Erfurt kongresi yer alır. Romanda özellikle Rus yaşantısına ve Fransız özentisine de parmak basıyor.
Roman, Bezukhovlar, Bolkonskiler, Rostovlar, Kuraginler ve Drubetskoylar olmak üzere beş ailenin hikayesini anlatıyor.
Bezokhovlar
Piyer, ana karakter özellikle Tolstoy’un kendi inançlarının sesi oldu. Özellikle 1.ciltte inanış tartışmaları, Tanrı’yı sorgulaması ve bulması çok hoşuma gitmişti.
“Madem ki Tanrı vardır, öbür dünya vardır, öyle ise doğruluk da erdem de vardır ve insanın en büyük mutluluğu bunları elde etmek için uğraşmasıdır.” Ne güzel, anlamlı bir düşünce insanın iyi ve kötü olması bir tercihtir.
Bolkonskiler
Andrey, şüpheci, düşünceli ve Piyer’den sonra bence en önemli karakter. İlk evliliği doğum anında eşini kaybetmesi, savaşta gösterdiği hüner. Aslında roman boyunca en en sevdiğim karakter “Andrey’di”. Biraz sonu hüzünlüde bitse bana kitap boyunca mücadelesi ile hayran kaldım.
Prenses Maria, Andrey’in kardeşi ve bir prenses. Özellikle romanın sonunda kendi ailesini kurar.
Rostovlar
Nataşa, romanın istenilen, arzu edilen kadını “Nataşa” ama benim gözlemlediğim kendi isteklerini tam olarak anlayamayan ve birçok kişiye birden aşık olan “Nataşa”
Ben karakteri pek sevmediğim çünkü bence aşkı, aşık olmayı bilmiyordu.
Sonya, Vera, Nikola ki Nikola özellikle subaylığı ve hünerleri ile karşımıza çıkıyor.
Son alarak da Kuraginler
Vasily Kuragin, Prenses Elena, Prens Anatole, özellikle bence kitapta ahlaksızlık niteliğinde kendilerini sergileyen aile. Baba Kuragin’in tek amacı ve gayesi oğlu ve kızını zengin, varlıklı Rus ailesi ile evlendirmekti.
Roman özellikle savaş sahneleriyle gerçekliği ön palana çıkartıyor. Benim açımdan şahsen biraz zorlansam da merak ettiğim bir romanı bitirmiş olmanın verdiği mutlulukla sözlerime son veriyorum.