Puan vermedi·160 syf.····Okunma: 07 Haziran 2022 00:20 Kitabı bitirdikten sonra nasıl bir duygu içerisine girdiğimi ne hissetmem gerektiğini bilmiyorum.
"Ben bir insandım." diyor Nergis. Sadece kendisi insanmış gibi davranan ırkçı insanlara sesleniyor: "Ben bir insandım. benim de 46 kromozomum var. benim de bir ağzım, iki gözüm, iki kulağım var. Benim de duygularım var. Bizim de, hepinizde olduğu gibi bizim de insanlara ait özelliklerimiz var ama neden bir köpeğe gösterilen veya bir ata, bir silaha gösterilen sevgi, değer kadar azıcık bazı duygular bize de hissettirilmiyor." diye haykırmak istedi ama sesini duyuramayan Nergis boşluklara bıraktı kendini.
Meleknaz, Zilan ve Nergis ve adı geçmeyen ama onlar gibi binlerce ezidi kadın sırf dinlerinden, inançlarından dolayı köylerinden kaçırılıp köle pazarlarında satılıyor ve bir paket sigara uğruna acımasızca tecavüz ediliyor, her yeri kan içinde kalana kadar şiddete tabi tutuluyor. Müslümanlığı kullanarak insanları uzaklaştıran, insanlara bu şekilde muamele edenlerin vay haline!
Ve ona yardım etmek isteyen hatta bu uğurda Meleknaz'a tüm saflığıyla tüm merhametiyle, tüm kalbiyle sevdalanan, insanlığın simgesi olan, mazlumlara kucak açmaya çalışan, yaralarını sarmak için tüm gücünü kullanan Müslümanların incisi Hüseyin'in başına gelmeyen kalmıyor tabi.
Sırf insanı insan gördüğü için ve daha da ötesi ona sevdalanıp onunla evlenmek istediği için önce Mardin'de silahlar altında tutuluyor, sonra Amerika'da sırf müslüman olduğu için öldürülüyor.
Ve bu kirli dünya bir temiz kalbi daha kaybediyor.
Hikâyeyi onun ağzından dinlediğimiz İbrahim ise çok sonradan Meleknaz'ı buluyor ve onu sahiplenmek istiyor, kör bebeğini (tecavüzlerden sonra doğan) tedavi etmek istiyor. Ve o da Hüseyinleşip bir Meleknaz'a sevdalanıyor. Belki de arkadaşının emanetine sahip çıkmak istiyor.
Her pazar cafede onu bekleyeceğini söyleyip gelmeyeceğini bildiği bir kişiyi beklemeye koyuluyor.
İbrahim ve onu gören herkes gözlerinden bahseder Meleknaz'ın gözleri bir başkadır.
Meleknaz'ın kalbi, gözleri kas katı çünkü hayatında kullanılmaktan başka hiçbir şey görmemiş hiç kimsesi olmayan bu zamana kadar kimseden bir şey görmeyen, göçmen kamplarında perişan olan, dik durmaya çalışan, ona sahip çıkmaya çalışan Meleknaz'ı Meleknaz olarak gördüğü için onunla geldiği Hüseyin'i de kaybeden birinin gözleri nasıl yumuşak bakabilir ki?
Kime güvenibilir?
Birkaç gün önce bir söz gördüm, diyor ki Jack London:
"Kendi başının çaresine bakan bir kızın gözleri yumuşak ve kibar olamaz."
işte kimsenin açıklayamadığı o gözler bundan ibaret.
Sadece merak ettiğim tek bir şey var.
O insanlar, o kötü kalpli insanlar bunları yaptıktan sonra ne geçti ellerine ?
gerçekten merak ediyorum neyi kazandılar ?
Gerçekten tüm bunları yaşatmak değer miydi?
Kahrolsun bu düzen, bu iğrenç kalpler, bu değişik devlet çıkarları kahrolsun!
Galiba zamanla kimse kimseyi anlamıyor, herkes birbirine ister maddi ister manevi ister fiziksel zarar veriyor.