İngiliz edebiyatının klasiklerinden;
“Uğultulu Tepeler” bir aşk romanı diye anlatılır fakat ihtiras, entrika, kin gibi duyguların yoğun olduğu trajik bir roman. Akıcı anlatımı ve okurken sizi yormaması hızlı bitirmenizi sağlıyor.
O dönemde ailelerin sosyol ekonomik durumlarına
göre belli bir düzenleri olduğunu dışardan gelip aileye katılan insanların zor benimsendiğini hatta hor görülüp dışlandığını çarpıcı gerçeklerle gözler önüne seriyor. Kahramanımız “Heathcliff” Heroton Esrnshaw’un uzun seyahatinin dönüşünde yanında getirdiği kimsesiz zenci bir çocuktur. Heroton’un, Catherina ve Hindley adında iki çocuğu daha vardır; Heathcliff geldikten sonra tamamen ailenin düzeni altüst olur. Catherina’la Heathcliff’in trajik aşkı ve Hindley’in üvey kardeşine olan düşmanlığı, acımasız bir intikama nasıl dönüştüğü şiirsel bir dille anlatılıyor.
Alıntı…
”İleride bir tek sözüm sana acı verecek olursa, toprağın altında aynı acıyı benim de duyduğumu düşün ve o zaman hatırım için beni bağışla.”
”İnsan elinden geldiği kadar aşk uğruna şeytana karşı koyabilir ama zamanı gelince, gökteki meleklerin tümü yardıma gelseler onu kurtaramazlar.”
”Oysa kötü bir yürek, en güzel yüzü bile çirkin ve sevimsiz kılabilir.”
”Yalnız, ihanet ile şiddet iki ucu sivri oklara benzer; kullananları düşmanlarından beter yaralarlar.”