2021'de Üsküdar Belediyesi bünyesinde hazırlanan, moderatörlüğünü Beşir Ayvazoğlu'nun yaptığı, Hayati Develi'nin misafir olduğu "Ne Söyler Bizim Yunus" başlıklı röportaj formatındaki sohbetten aldığım notlar:
Yunus Emre
·
1.155 Gösterim
13 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
zülfikar
Gönderi Sahibi
• Yunus Emre'den evvel Türkçe şiir yazan bildiğimiz bir tek Sultan Veled var. Bir de Behcetü'l-Hakayık diye bir nasihatname metni var, fakat bu eser mensur ve didaktik olduğu için halk tarafından bir rağbet görmemiştir.
zülfikar
Gönderi Sahibi
• Kösedağ Savaşı'ndan sonra Selçuklu'nun Moğol vesayetine düşmesi statükoyu bozdu. Anadolu'ya anadili Farsca olan veya entelijansiya dili Farsça ile telif yapan bir aydın sınıfı (âlim, filozof, sufi, bilimadamı) göçü ile devletin divan dili Arapçadan Farsça'ya çevrildi.
zülfikar
Gönderi Sahibi
1260'lar.
zülfikar
Gönderi Sahibi
• Yunus Emre'nin İkinci Meşrutiyet döneminde bir Türkçü olan Fuad Köprülü tarafından gündeme taşınması manidardır. (Ayvazoğlu)
zülfikar
Gönderi Sahibi
• Yunus divanı nasıl anlaşılır? Kullanılan kelimelere bakarak şiirler tespit edilebilir. Yunus'ta "cennet" kelimesi çok geçmez; o daha çok "uçmak" der. O zaman "Şol Cennetin Irmakları.." başka bir Yunus'a ait olmalıdır. Yine elimize rika hattıyla yazılan bir Yunus Emre divanı geçmişse, bunun muahhar bir nüsha olduğunu bilmemiz lazım. Çünkü rika Yunus varken yoktu.
zülfikar
Gönderi Sahibi
• 1913; Yunus Emre'nin tanınmaya başladığı yıllar Türkçenin tartışıldığı yıllardır.
Reklam
zülfikar
Gönderi Sahibi
• Mevlana'nın halka ulaşmak gibi bir derdi yoktu.
zülfikar
Gönderi Sahibi
• Selçuklu'da otoritenin boşluğa düştüğü, düzmece Şehzade hadisesinin yaşandığı 1 aylık sürede Karamanoğlu Mehmet Bey'in Fermanı vakası... Bu süre içerisinde Türkçe kullanılıyor, ama sonra sayısal verilerin tutulmasında zorluklarla karşılaşıyorlar ve Mehmet Bey de dayanamıyor, tekrar Farsça'ya dönün diyor. Bu dönemde taşra hakimiyeti büyük ölçüde Türkmen beylerinin eline geçiyor. Bunların çoğu sadece Türkçe bilir, Arapça ve Farsça bilmez. Bu beyler bazı önemli eserlerin Türkçeye tercümelerini istemeye başlayınca, münevverlerin Türkçe'ye rağbeti yavaş yavaş artıyor. (Bir mecburiyet olduğundan Türkçe yazmaya başlıyorlar. Bunun için mukaddime kısımlarında Türkçe yazdıkları için özür diler gibi bir eda içindedirler. Bu mukaddimelerde Arabi Farisi bildiklerini ifade ederler.)