Unamuno'nun okuduğum ikinci kitabı oldu. İlk Sis kitabını okumuş ve çok etkilenmiştim. Sonra listeme tüm kitaplarımı aldım. Sis'ten sonra Günlükler kitabının okumam büyük şans. Sanırım ilk bu kitabını okusam Unamuno okumaya devam etmezdim. Çünkü Günlükler kitabında oldukça kafası karışık bir yere gidip geri dönmüş, sürtünmesiz bir ortamda havadan bırakılmış bir top gibi sonsuza kadar aynı yüksekliğe çıkan bir top gibi düşünceleri bir orada bir burada yazar gördüm. Düşünmekten yorulmuş kurtuluşu inançta bulmuş bir yazar gördüm. En büyük tavsiyesi (daha önce nerede duyduğumu hatırlamadığım ama bir yerlerde bunu daha öncede duyduğuma emin olduğum ) bize şu ki: inanmak için inanmayı beklemeyin, inanmak için inanıyor gibi yapmaya başlayın inanç sizi bulacak. Bilmiyorum haklı mı? Ölüm üzerine oldukça derin incelemeleri var. Var oluş sorunu içinde kaybolan yazarımız ölümü hiçlik olarak görenlerin inançlarını sorguluyor. Madem hiç oluyorum zihinim yok oluyor ve sen buna inanıyorsun nasıl sakin kalabiliyorsun diye eleştiriyor. Bir zaman bir isim bırakmak kaygısıyla yaşadığını ifade eden yazarımız, ölüm korkusunun sarmış olmasından mütevellit artık ruhunu kurtarmak için yaşayacağını ifade ediyor ve inanca sarılıyor.
Bana sorarsanız ise korkunç olan ölüm değil, korkunç olan sonsuza kadar var olmak. Nasıl yorulmadan sonsuza kadar var olabiliriz? Ölüm yok dönüşüm varsa bu gerçekten korkunç değil mi? Sonsuza kadar var olmayı korkunç bulan sadece ben miyim?