Dinle (Bişrev)
8/10
·1032 syf.··
2022 70. kitabı
·
64 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2022 20:33
Tür: Din, islam, tasavvuf Sayfa sayısı: 1032 "Ömrümün özeti şu üç sözden ibarettir: Hamdım, piştim, yandım." Mevlânâ Mevlana Celaleddin Rumi, İslâm ve tasavvuf dünyasında tanınmış bir düşünce adamı ve Mevlevî yolunun öncüsüdür. “Rûmî” adı, Anadolu’ya yerleşip orada yaşadığı için (o dönemde Anadolu’ya “Diyarı-ı Rûm” deniliyor) “efendimiz” mânâsına gelen Mevlânâ ise, kendisine karşı duyulan büyük saygının belirtisi olarak verilmiştir. Mesnevi 25.700 beyitten oluşur. Fakat ilk on sekiz beyit Mesnevi'nin anahtarı gibidir. Çünkü Mevlana, ilk 18 beyti bizzat kendisi yazmıştır. Bu nedenle 18 beyit ve 18 sayısı Mevleviler arasında kutsal sayılmıştır. Mevlana Mesnevi'ye Dinle yani "Bişrev“ diye başlar. Neden Bişrev? Çünkü Tasavvufta ‘b’ harfinin özel bir yeri vardır ve Kur’an'daki her sure ‘b’ harfi ile başlar. (Tevbe suresi hariç) ‘B’ sırrı ile ilgili Hz. Ali’ye şu söz atfedilir; ”Allah’ın tüm sırları semavi kitaplardadır. Semavi kitaplarda ne varsa Kuran’da, Kuran’da ne varsa da Fatiha’dadır. Fatiha’da olan her şey besmelede ve besmelede olan her şey besmelenin b’sindedir. Ve ben b‘nin altındaki noktayım.” Mesnevi'nin ilk 18 beyitini buraya bırakalım. Dinle bu ney nasıl şikâyet ediyor, ayrılıkları nasıl anlatıyor: Beni kamışlıktan kestiklerinden beri feryadımdan erkek, kadın… herkes ağlayıp inledi. Ayrılıktan parça parça olmuş kalp isterim ki, iştiyak derdini açayım. Aslından uzak düşen kişi, yine vuslat zamanını arar. Ben her cemiyette ağladım, inledim. Fena hallilerle de eş oldum, iyi hallilerle de. Herkes kendi zannınca benim dostum oldu ama kimse içimdeki sırları araştırmadı. Benim esrarım feryadımdan uzak değildir, ancak (her) gözde, kulakta o nur yok. Ten candan, can da tenden gizli kapaklı değildir, lâkin canı görmek için kimseye izin yok. Bu neyin sesi ateştir, hava değil; kimde bu ateş yoksa yok olsun! Aşk ateşidir ki neyin içine düşmüştür, aşk coşkunluğudur ki şarabın içine düşmüştür. Ney, dosttan ayrılan kişinin arkadaşı, haldaşıdır. Onun perdeleri, perdelerimizi yırttı. Ney gibi hem bir zehir, hem bir tiryak, ney gibi hem bir hemdem, hem bir müştak kim gördü? Ney, kanla dolu olan yoldan bahsetmekte, Mecnun aşkının kıssalarını söylemektedir. Bu aklın mahremi akılsızdan başkası değildir, dile de kulaktan başka müşteri yoktur. Bizim gamımızdan günler, vakitsiz bir hale geldi; günler yanışlarla yoldaş oldu. Günler geçtiyse, geçip gitsin; korkumuz yok. Ey temizlikte naziri olmayan, hemen sen kal! Balıktan başka her şey suya kandı, rızkı olmayana da günler uzadı. Ham, pişkinin halinden anlamaz, öyle ise söz kısa kesilmelidir vesselâm. ************************** Mevlana'nın en önemli eseri olan Mesnevi, 1259-1261 yılları arasında yazılmaya başlanıp, 1264-1268 yılları arasında sona ermiştir. Eser bizzat Mevlanâ tarafından kaleme alınmamıştır. Öğrencisi Hüsamettin Çelebi tarafından yazılmıştır. Eserde Hüsamettin Çelebi ile Mevlana arasındaki diyaloglara da yer verilir. 3990-4003 ‘de Hüsamettin Çelebi’nin acıktığı ve bir şeyler yediği için Mevlana’nın ilhamının kaçtığından; 1807-1809’de Mevlana’nın sabaha kadar beyit söylediği için Hüsamettin Çelebi’nin uykusuz kaldığından bahsedilir. Hüsamettin Çelebi, Mevlana’nın bu beyitleri hamamda, yemekte, sofrada kısaca aklına nerede geldiyse beklenmeden bir anda söylediğini ve kendisinin de bu beyitleri yazmaya bazen yetişemediğini ifade eder. Hüsamettin Çelebi'den, onun sabrından Rabbim razı olsun. O, yazmasa idi Mesnevi belki de bugüne ulaşamayacaktı. Mesnevî, içinde Hint, İran, Yunan, Roma mitolojisi; Yaradılış Destanı, erenlerin kıssaları, âşık masalları ve halk hikayeleri barındırır. Mevlana eserinde insanın benlikten geçmesi, olgunluğa ermesi ve ilahi aşka ulaşması gibi düşüncelerine yer vermiştir. Mesnevi'ye "Mağz-ı Kur'an" yani "Kur'an'ın özü" denmektedir. Çünkü Mevlânâ, Kur'an'ın bizlere aktardığını hikâyeler, kıssalar ve deyimler aracılığıyla yeniden anlatmıştır. Mevlana vasiyetinde bizlere hitap ederek şöyle söylemiş. Yapabilenlerden olmak duasıyla... "Size az yemeyi, az uyumayı, az konuşmayı isyan ve günahları terk etmeyi, oruç tutmayı, namaza devam etmeyi, nefse hoş gelen şeyleri terk etmeyi, her türlü cefaya tahammül etmeyi, aptal ve cahillerle oturmamayı, güzel davranışlı ve olgun kimselerle birlikte olmayı tavsiye ediyorum. İnsanların en hayırlısı, insanlara yararı olandır..." Kısaca içindekilerden bahsedeyim. 6 ciltten oluşan Mesnevi'nin 1.ciltinde bir padişah, bir cariyeye aşık olup onu, satın alır. Ancak cariye hastalanır. Hekim çağrılır, hekim şifanın kendinde olduğunu belirtir. Kendini üstün görür. Oysaki şifa Allah'tandır. Böyle olduğu için cariyeye şifa olamaz. Rüyada padişaha başka bir tabip gösterilir. Bu sefer o gelir cariyenin derdinin kuyumcuya olan sevdası yüzünden olduğunu padişaha söyler. Padişah kuyumcuya mal, mülk teklif eder. Kuyumcu bunlara kanıp, çoluğu, çocuğu bırakıp gelir. Kız iyileşir fakat tabip kuyumcuya bir şerbet yapar. Kızın gözü önünde kuyumcu eriyip, solar, güzelliği kalmaz. Bu aşk değil de heves olduğundan kız kuyumcudan uzaklaşır. Hevesin sonu rüsvayla biter. Kuyumcu ölür. Padişah Allah'ın sevdiği temiz kullardan olduğu için kazanan taraf olmuştur. Gerçek sevda onun sevdasıdır. Bu hikaye biter. Daha sonra Kelile ve Dimne kitabında bahsi geçen arslan ve tavşan kıssası anlatılır. Arslan açgözlülüğü ile nefsinin tuzağına düşer. Mesnevi'de bahsedilen bu tür hayvan hikayeleri insanın eylem, tecrübe ve davranışlarını temsil eder. Başka bir hikayede tacirin papağanının yani tutisinin, oyununa gelmesinden bahsediyor. Bu hikayede tacir güzel papağınını kafese koyar. Ama papağan bir yolunu bulup kafesinden kurtulur. Mesnevi'de bu şekilde bir çok ibretlik, hikayelere yer verilmiş. Hadisler ve Kuran'dan ayetler ile bahisler yapılmış. Hepsini teker teker yazmayı isterdim. Fakat altı ciltlik Mesnevi tüm incelememi kaplardı. O yüzden Mevlana'nın dediği gibi; bu bahsi kısa keselim ve bu kıymetli eseri okumanızı umalım. Kitapla kalın.
Tasavvuf ve Din
MesneviMevlana Celaleddin-i Rumi · Kırkambar Yayınları · 20184,246 okunma
··
528 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.