·309 syf.··Beğendi
···Okunma: 13 Haziran 2022 14:09 Bu kitap hakkında söylenebilecek o kadar şey var ki... İyi ki okumuşum demekle başlıyorum. Çünkü bu kitapta bir aile travmasının, aileyi kırılmış camın her yere saçılmış yüzlerce parçası gibi ayırdığını gördüm. Kendi korkularıyla yüzleşemeyen yetişkinlerin, hem kendi ruhlarında hem de çocuğun ruhunda asla kapanmayacak yaralar açtıklarını gördüm. Gerçekler gün gibi ortada olsa bile gözlerin kapatılabileceğini, bu yüzden kurbanın "saldırgan", "uyum bozucu" diye etiketlenerek yalnızlaştırılabileceğini gördüm. Seni dünyaya getiren insanların sana hayatında alabileceğin en ağır darbeyi vurabileceğini; üstelik kendi içlerindeki karanlığı senin üzerinde açığa çıkartarak seni bir nefret nesnesi haline getirebileceklerini gördüm. Vicdan azabının insana korkunç şeyler yaptırabileceğini gördüm. Kendi çocukluğunda alamadığın ebeveynliği kendine ve çocuklarına verebileceğini gördüm. İnsan olmanın zorluğunu gördüm. İnsanın kendine dürüst olmasının ne kadar hayati bir şey olduğunu gördüm. Konuşulmayan konuların buhar olup uçmadığını gördüm.
Kitapta ana karakter Bergljot sık sık "Bir düşün hele! Bunu yaşayacağım varmış." diyordu. Ben de şimdi "Bir düşün hele! Bu kitabı okuyacağım varmış." diyorum . Bergljot'a sıkı sıkı sarılmak istiyorum. Dediğim gibi, bu kitap hakkında günlerce konuşulabilir. Bazı hassasiyetleri olan insanlar için bu kitap tetikleyici ve keyifsiz olabilir. Bana hem kişisel hem de mesleki anlamda çok şey kattı. Asla unutamayacağım bir kitap olarak kalacak.