Puan vermedi·264 syf.····Okunma: 07 Nisan 2022 00:00 "Tüm muhteşem hikâyeler iki şekilde başlar. Ya bir insan bir yolculuğa çıkar ya da şehre bir yabancı gelir."
Tolstoy'dan alıntı ile başlayan bu eser bir arayışın romanı, kendini arayan bir adamın romanıdır. Eserin başında gerçek bir hikâyeyi ele aldığını belirtmiştir.
21 yaşında genç bir mühendisin arayışını, yolculuğunu anlatıyor. İki yıl süren ilişkisinin ardından sevdiği birini kaybediyor ve bu buhranlı zamanda dönüşünü beklemek yerine yolculuğa çıkma hikâyesini anlatmaktadır. Cebinde az parayla 1 aylık bir zaman diliminde Avrupa'nın her yerinde geçerli sınırsız kullanımlı tren bileti alır. Yolculuk boyunca yanında taşıdığı ve ne zaman açsa o anki duruma uygun gelecek sözle bulduğu bir kitap alır yanına. "Bir Çemberdir Aşk"
32 gün boyunca hem dünyayı hem kendini keşfederken James adında mühendisle tanışır.James evini, evsizlere açmış hobi olarak saat tamir eden bir karakter olarak karşımıza çıkıyor. Tesadüfen karşılaşan bu iki insan birbirlerini dinlemeye ve kendilerini anlamaya başlar. Aslında burada her iki insanın da olgunlaşma sürelerine tanık oluyoruz.
Kurgu başarılı ve sıcak. Beni rahatsız eden sürekli tekrara düşülmesi, bir çay kahve muhabbeti, karakterimizin trene neredeyse kitabın ortalarına doğru binmesi okurken sıkılmama sebep oldu. Yaşanan durumun aşırı dramatize edilmesi beni daha fazla beklenti içerisine almış olsa da karşılayamadı diyebilirim.
Maneviyatı güçlü, kitap okuyan, hayatı ve varoluşu sorgulayan yazarımızın amacı aslında bilmek, öğrenmek ve gelişmeyi anlatmak.
Kitabın sonunda anladığımız ise aslında insanın özüne dönmesi, kendine olan yolculuğu. İnsan yalnızken mutlu olabilmeli, yaşanan tüm acıların geçeceği bilincine varmak. Her şeyle aslında bir bütün olduğunu anlamak. Yani aramak değil bulmak gerek demek istemiş.
Emeğine, kalemine sağlık diliyorum.
Keyifli okumalar.