Edgar Allan Poe ve Eserleri
9/10
·968 syf.··
Beğendi
·
2022 23. kitabı
·
34 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2022 06:20
Herkese merhaba! Bu incelemede öyküleri teker teker ele almak yerine Edgar Allan Poe hakkında genel bir değerlendirme yapacağım. Bu incelemede sırasıyla yer alacaklar: Platon, idealizm, klasisizm ve tüm bunlarla Edgar Allan Poe arasındaki bağ. Öyleyse başlayalım ! Platon yine kendisi gibi bir Antik Yunan filozofu olan Sokrates'in öğrencisidir. Sokrates konuşmayı yazıya tercih ettiği için, hocasının fikirlerini hep kendi kaleminden öğreniriz. Platon, eserlerinde " idealizm " adlı fikri savunmakla birlikte tüm fikirlerini kendi öğretisi olan idealizmi temele alarak inşaat eder. Peki nedir bu idealizm ? Etrafımızdaki dünyanın gerçek olmadığını, sahte olduğunu ve bizim idealar dünyası denen bir yerden belli sebeplerden ötürü bu dünyaya düştüğümüzü söyler Platon'un idealizmi. İdealizmde bu dünya gerçek olmadığı için deneyle öğrenilen her türlü bilgi reddedilir. Bu yüzden idealizm beraberinde sadece zihnimizle herhangi bir bilgiye erişebileceğimizi söyleyen akılcılığı da beraberinde getirir. İdealizm aynı zamanda evrende hiçbir şeyin değişmediğini, fenomenler dünyasında değişiyormuş gibi gözüken pek çok şeyin idealar dünyasında, yani hakiki dünyada, ebedi olarak kaldığını savunur. Bu yüzden idealizmde doğanın pek de önemli bir yeri yoktur ve ikinci plana atılır. Klasisizm de esasında idealizmi temele alan, 17. yüzyılda popülerleşmiş bir akımdır. Klasisizmde de akılcılık, ebedilik ve evrensellik hedeflenir. Tasvirler pek olmaz çünkü maddi dünya hep değişkendir ve klasisizmde ebedi olmayan hiçbir şeye yer yoktur. Peki tüm bunları neden anlattım ? Edgar Allan Poe, eserlerinde tüm bu saçmalıkların iç yüzünü ve gerçeklikten ne kadar uzak olduğunu anlatır metaforlar üzerinden. Bu yüzden incelemeyi okuyacak olan kişi, bu karşı çıkışı okumadan önce neye karşı çıkıldığını bilmeliydi. Şimdi asıl incelemeye geçiyoruz... Eğer Edgar Allan Poe'nun hikayelerinden birini daha önce okuduysanız, bir şeyin farkına mutlaka varmışsınızdır: Tasvirleri her açıdan mükemmeldir ve macera kitaplarındaki dili son derece bilimseldir. Nantucketli Arthur Gordon Pym'in Öyküsü ' nde mesela gemideki malların nasıl sıralanması gerektiğiyle ve bunun neden bu kadar önemli olduğuyla alakalı 3-4 sayfalık yazısı... Poe'da bunların sayısı onu yirmiyi çok rahat geçer. Usher Evi'nin Çöküşü'nde o evi uzun uzun, tüyler ürpertecek kadar detaylı betimlemesi... Bunlar Poe'nun çoğu öyküsünün ayrılmaz parçasıdır. Bu öğelerin hepsi sizce neden bu kadar sık kullanılıyor ? Morgue Sokağı Cinayetleri, bunu anlatmak için iyi bir örnek olabilir. Hikayedeki polisler her türlü olayda aynı yöntemi kullandıkları için - Morgue Sokağı Cinayetleri'nden sonrasını anlatan Çalınan Mektup'ta önlerinde duran bir mektubu görmeyip tüm binayı mikroskopla incelemişlerdi - her zamankinden sadece biraz daha farklı bir durum meydana geldiğinde elleri ayaklarına bağlanıyor. Hikayenin ana kahramanının olayı çözmesinin en büyük nedeni açık görüşlü olması. Morgue Sokağı Cinayetleri'nden sonra da zaten her türlü gizemi farklı şekillerde açığa çıkarıyor. Bilimden yararlanıyor, olay yerini dikkatlice inceleyip analiz ediyor, olasılıkları değerlendirip tartıyor... Polisler burada hiç şüphesiz klasisistleri temsil eder veya da bir diğer deyişle Platoncu mantığı. Bunlar kapalı bir kutu gibidir ve sorgulanmaya pek de açık değildir. Zaten Platon'un ahlak kadar öznel bir şeyi bilgi olarak nitelendirmesi bile bu sistemin ne kadar dogmatik bir yapıda olduğunu gösteriyor. O polisler de tıpkı klasisistler veya da idealistler gibi kendi yöntemlerinin ebediliğine ve evrenselliğine o kadar güveniyorlardı ki... İşte Poe'nun tasvirlerinin de en büyük sebebi klasisistlerin bir köşeye fırlatıp attığı değişken yani ebedi olmayan, evrensel olmayan doğayı tüm görkemiyle ortaya çıkarmaktı. Girdaba İniş'te o korkunç kasırgaya yakalanıp girdaba düşen ana karakterin yaşadığı dehşet, esasında ölümü unutmuş olan insanlığın bir dramıdır. Kızıl Ölümün Maskesi'nde kendisini her şeyden soyutlamış, bencil, onlarca insanı ölümlü birer soytarı olduğu için kapı dışarı etmiş aristokratlar - yani klasisistler - ne kadar önlem almışsalar da ölüm onların da kapısını çaldı. Böylelikle sözde ebediyet de son buldu. Tüm bunlarla bağlantılı olarak Edgar Allan Poe'da bugün de idealleştirilen pek çok şeyin iç yüzünü gösterme teması çok sık kullanılır ( Ekstradan kendi eserlerinin idealleştirilmesinden de son derece kaçınır, zaten Yazmanın Felsefesi'nde en ünlü şiiri olan Raven'ın yapılışını her türlü açıdan çözümlemesi de buna iyi bir örnek. ) ve bunu da Bon Bon, Veba Kralı, Eleonora ve Bir Blackwood Makalesi Nasıl Yazılır; adlı hikayeleri üzerinden anlatacağım. Bon Bon'da geçmişteki pek çok ünlü filozofa fikir vermiş bir dahinin kelimenin tam anlamıyla bir yaratık olması, Veba Kralı ' nda kuytu köşe bir yerde kendilerini kral ilan etmiş olan ama iki tane sarhoşla baş edemeyen iskeletler, Eleonora ' da ölümden sonra bile platonik bir şekilde sürecek sonsuz bir aşk beklenirken erkeğin bir başka kadınla evlenmesi ve son olarak Bir Blackwood Makalesi Nasıl Yazılır ' da herkesin beğendiği o Blackwood makalelerinin beğenilmesinin temelinde insanların cahilliğinin yatıyor olması... Hepsindeki ortak nokta, toplum tarafından veya da kendilerince kendilerine çok büyük bir değer atfedilmesi veya da daha iyi bir deyişle idealleştirilmelerinin yanı sıra esasında hiç de öyle olmamaları. Ortada ya insanların kendi kendini kandırması var ya da çıkar uğruna başka insanların birbirini kandırması var. Bunların hepsi idealizme ve klasisizme karşı oldukça iyi eleştirilerdir. Bu açıdan Edgar Allan Poe çok özel bir yazardır. Son olarak onun dadaist tarafından ve meslektaşları tarafından zamanında değerinin hiç bilinmemesiyle alakalı birkaç şey söyleyeceğim. Bir Blackwood Makalesi Nasıl Yazılır, adlı hikayesinde pek çok büyük yazarın eserlerini yazarken kullandığı yöntemleri alttan alta eleştirir. Kullanılan sozcük oyunları, kendini oldukça kültürlü göstermek için devamlı ünlü isimlere kendini dayandırma gibi, 20..yüzyılın başındaki dadaistlerin eleştireceği pek çok şeyi 19. yüzyılda dile getirmiş olması onun ne kadar ileri görüşlü olduğunu açıklamaya fazlasıyla yeter. Son olarak da - birden fazla kez dediğimi biliyorum - Edgar Allan Poe'nun hayatıyla alakalı birkaç şey söylemek istiyorum. Döneminde alkolik olduğu için onu yerden yere vuran toplum, onu ahlaksızlık ve vicdansızlıkla suçlayan toplum; bugün ona resmen tapıyor. Bu yüzden, incelememi okumuş olan sizlere tavsiyem; kişinin kendisini alkolikmiş, dinsizmiş veya da ahlaksızmış diye suçlamadan önce eserlerine bakıp objektif olun. Bugün zevkle okuduğunuz çoğu yazar - Dostoyevski gibi - kumarbaz, alkolik, ahlaksızken hele ki... Kim bilir, belki de bu pis insanlar gerçeği tüm saf insanlardan daha iyi anlayıp insanlığı bir adım daha ilerletecekler. Bir sonraki incelemede görüşmek üzere...
Edebiyat
Bütün HikayeleriEdgar Allan Poe · İthaki Yayınları · 20142,652 okunma
··
739 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Adammm edgar alan poe çok severim