·736 syf.····Okunma: 20 Haziran 2022 19:18 Ortaçağ'ı ve polisiyeyi ayrı ayrı seven biri olarak bu ikisinin tek bir kitapta birleşmesi benim açımdan muazzamdı. Roman William adlı bir sorgucu rahiple çömez Adso'nun bir manastırda art arda gerçekleşen cinayetleri çözmeye çalışması üzerine kurulu. Fakat tek başına bir cinayet romanı değil. Aynı zamanda bir tarihi roman da. Olayların temelinde suç var gibi gözükse de tanrıbilim, felsefe, dönemin siyasi çatışmaları eseri ayakta tutan unsurlar. Postmodernist bir anlatı olduğundan üst kurmaca ve metinler arasılık romanı anlamak adına önemli noktalar. Eserde pek çok gönderme var: William'ın İngiliz ve Baskervilleli olması
-Sherlock- , İncil'den alınmış Deccal kısımları, olayların anlatımının yedi günlük bir süreyi kapsaması, Aristo'nun Poetika'sı, Müslüman bilim adamları ve eserleri ilk etapta aklıma gelenler.
Sıradan bir polisiyeden farklı olarak romanın yavaş bir ritmi var. Bu konudaki eleştirileri Eco, Ortaçağ'da özellikle bir manastırdaki hayatın akışının yavaşlığıyla açıklamış. Kitaptaki yedi gün bölümlemesi ve her günün tan sökümü, sabah, öğle gibi vakitlere ayrılması çok hoşuma giden bir detaydı. Modern insanın zaman algısından farklı olarak daha sakin bir akış ve ibadet saatlerine göre bir sınıflama var romana hakim olan zaman diliminde.
Manastırın ve dönemin kasveti, kitaplığın labirent şeklindeki tasarımından kaynaklanan karmaşa çok güçlü bir şekilde betimlenmişti. Bilgiyi elinde tutanın gücün sahibi olması bu nedenle kitaplığa girme izninin belirli kişilerde olması, bu belirli kişilerin diğerlerini istediği gibi manipüle edebilmesi, kilise zenginlik içinde yaşarken halkın acınası yoksulluğu, dini tartışmaların bile ana eksenini inancın değil de iktidarı elde tutma ve güç gösterisi gibi inanılmaz maddi şeylerin oluşturması etkileyici ayrıntılardı.
Özellikle "gülmek" ve "kadın" üzerine tartışmalar benim için en anlamlı bölümlerdi. Dönemin kadın algısı şaşırtıcı olmasa da korkunç. Kadın; bir kışkırtma kaynağı, Şeytan'ın barınağı gibi tanımlamalara maruz kalıyor.
Bağnaz bir rahip olan Jorge ve sorgucu William gülmenin caiz olup olmadığı üzerine ilginç bir tartışma yaşıyorlar. Jorge için bu ciddiyetsizlik kesinlikle kabul edilemez, William'sa gülmek ve ironinin bir silah olarak kullanılabileceğinin ve sorgulanamaz kabul edilen her şeyi sorgulanabilir konuma getireceğinin farkında. Bu tartışma sonunda Aristo ve eserlerine bağlanıyor, yani Jorge'nin kafir filozoflar dediği insanlara. Yani Batı düşüncesinin temeline.
"Kent bugün sizin, bizim çobanı olduğumuz, Tanrı'nın kullarının yaşadıkları yerdir. Zengin din adamlarının, yoksul ve aç insanlara erdem üstüne vaaz verdikleri bir rezillik yeridir."