·384 syf.··Beğendi
···Okunma: 21 Haziran 2022 20:51 Her şeyden önce tarihle kurgunun iç içe geçtiği eserleri okumayı ne kadar sevdiğimi hep söylerim. Kitapta da tarih ve özellikle İstanbul gibi içinde doğup büyüdüğüm şehrin tarihini okumak çok farklı duygular hissettirdi. Şehri buraya yabancı bir ressamın gözünden aktarabilmek ise gerçek bir maharet istiyordu, ki bana kalırsa yazar bu kısmı da fazlasıyla iyi yerine getirmişti. Üstelik anlatılan olaylar o kadar gerçek ve o kadar yalındı ki okurken kendimi 1800lü yılların sonlarında görür ve Fausto Zonaro ile birlikte olaylara şahit olur gibi hissettim. Aslında o dönemin tarihine ilişkin ne çok şeyi bilmediğimi, ne çok özel olay ve kişinin olduğunu nispeten kısıtlı denebilecek bir öykü akışı içinde görmüş oldum. Bu kısıtlı yani tek kişinin düşünce ve hayatını ifade eden romanda resim sanatının yeri de çok özeldi. Üstelik kitabı okurken internette Zonaro'nun eserlerine bakınca onun yeteneğini ve büyüklüğünü de anlar hale geliyordum.
Kitabı eleştirebileceğim tek nokta ise bazı olayların fazla hızlı ve daldan dala atlar gibi geçilmiş hissettirmesiydi. Yani o atlanan olaylar da yazılsa onları da keyifle okurdum. Kitapta 300 sayfa daha olsa yine keyifle okurdum ve okumayı da isterdim açıkçası. Kitap o atlanan kısımlarıyla sanki kısaltılmış hissiyatı yarattı bende ve keşke daha uzun olsaydı dedim çok yerde.
Gerçekten muazzam bir tarihi kurgu ve gerçeğin nerede başlayıp nerede bittiğini anlayamadığım için bütün kitabı gerçekmişçesine okudum diyebilirim. Üstelik kitabı okurken Zonaro'nun çizdiği resimlere bakınca da onun gerçekten büyük bir yetenek ve deha olduğuna da inandım.
Kesinlikle herkese yürekten önerdiğim bir kitap diyebilirim. Çok fazla başka bir şey söylemeye gerek duymuyorum.