·68 syf.··Beğendi
···Okunma: 22 Haziran 2022 23:29 Birinci Tanzimat Dönemi yazarlarından Ahmet Mithat Efendi'nin bu romanı 1890 yılında yayımlanır. Romanı Fransız bir eserden uyarlamıştır. Hatta kendisi "Şu güzelim romanı Fransızca yazılmış bir hikayeyi genişletme ve düzeltme yoluyla hazırladık ve yazdık" der. Ama hangi eser olduğunu belirtmez. Dili sadedir hatta karakterler dahi sadedir.
Yazar romanın ilk bölümüne özgün ve keskin bir başlık koymuştur: Yürek Yutan. Bu giriş bölümünün sonunda bu başlığın neden "Yürek Yutan" olduğunu anlatır, konuya direk girer, okuyucuyu bekletmez.
"Gayet sarp bir dağlık farz ediniz!" giriş cümlesiyle başlar roman ve okuyucuya bu sarp dağlığın yakınında bulunan bir mağara ve bu mağaranın berisinde bir çoban ağılının olduğunu ufak detaylarla anlatır. Yazarın romana bu şekilde girizgah yapmasının neredeyse elle tutulur bir nedeni vardır: Tüm roman boyunca karakterler, bu çoban ağılında ve mağara etrafında dolanmaktadır, oturmaktadır, uzanmaktadır, boğuşulmaktadır, ayaklara kapanmaktadır, tartışılmaktadır, anlaşılmaktadır veya ağaca bağlanmış vaziyette durmaktadır.
Karakterlerin anne, baba, kardeş veya yakınları ile alakalı hiçbir detaya girilmemiştir. Bunun örneği olarak kitapta toplam 5 karakter (ilaveten bir köpek) okuyucuya vakti/sırası geldikçe tanıtılmaktadır ve bu 5 karakter de neredeyse ana karakter denilebilir. Yazar, Dostoyevski gibi karakterler arasında yer almaz, yani anlatıcı yalnızca gözlemcidir. Bahsi geçme sıklığına ve üzerinde yoğunlaşmasına göre tüm bu karakterleri şöyle sıralayabiliriz:
1-Pedro:
Sihirbaz Sastıma'nın sözlerinin tesiriyle büyülenen 20 yaşında iriyarı bir çoban (ayrıca kendisine dev denmesini münasip bulur).
Olay örgüsünde ilk aşamada ağılda uzanan, sabit "düşüncelere dalgın ve duymayan", duyarsa da kaba bir mizacı olan bir portre çizer.
İkinci aşamada düşünceleri eyleme dönüşmüş, kavgacı, ancak uzunca: "düşünmeyen ve duymayan" bir canavar denilebilir.
Üçüncü aşamada karşısındaki karakter Pedro'nun emeline yardımcı olmasından dolayı ya da çıkarına uygun söz ve hareketlerde bulunduğundan dolayı artık "duymaya" ve kavga etmek yerine biraz sakinleşir, karşısındakini dinlemeye başlar. Batıl düşüncelerinin problemsiz gerçekleşeceği düşüncesi farkında olmaksızın onu mutlu eder.
Dördüncü aşama (yalnızca olay güzergahını ben hatırlayayım diye var), Pedro kardeşimiz para para derken, realizm en büyük idealizm, Şamanizm sensin cesaretim derken, kabul edilebilir bir bilinçaltı, düşünme yetisi ve birazcık hormonların etkisi ve biraz da vicdan ve çoğunlukla Angelino ile bir anda Romantizm sensin göz bebeğim demiştir.
2-Angelino:
Şeytankaya'da güçlü bir dağlı çoban kadın, Pedroyla kardeş gibi büyümüşler. Köpeği Pikolino'yu aramaya çıkar ve talihsiz ve talihli olay örgüsü onun için başlamış olur. Şanssızlığı Pedroyla arası iyi olduğunda başlıyor iken, ilginçtir ki, yine şansı Pedroyla arasının bozulmasıyla yaver gider (Hepsi 1 gecede). Zor durumda bile hodbin olmayan, asil, meraklı, anlayışlı, hak verici.
3-Sihirbaz Sastıma:
Belki de ilk sırada olması gereken, görenleri korkutan gülüşü olan yaşlı kadın veya yazarın sinir olduğu durumlarda söylemiyle "Şeytan Kocakarı".
Sastıma insanları sihir ile aldatır, insanlar herngi bir sınıfa ait olsalar dahi batıla inanır ve korkar. Ancak yazar bu kadının veya tüm sihirbazların yaptığı sihirde gerçeklik aranması gerekirse, o da sihirbazın zeka ve şeytanlığından başka hiçbir şey bulunamadığını belirtiyor.
Kendisi iskambil kağıtlarına bakabilir mantıklı şeyler söyleyebilir ya da kişinin avucuna ya kişinin yüzüne bakıp bir şeyler yorumlayabilir. Buradaki sihir, Sastıma'nın gözlem gücü yüksek, olaylara şüpheli ve tereddütlü yaklaşması, garantici olması ve de çok fazla düşünmesidir. Olayların birden fazla olasılığı olmasını öngörür, istenmedik durumların olacağını da sezimler. İstenilen olaylar gerçekleştiğinde ise sonuçlar şaşırtıcı derecede alakalı olsun alakasız olsun bir alaka kurar ve "bakın istediğiniz çıktı, bakın dediğim oldu." şeklinde nidaları olan kendine pay çıkaran birisi.
4-Maria de Karavana: Kasabalı (Angelino gibi dağlı değil) bir asilzade bir kız. Hayatındaki mutluluğu(onun için Viskonti Karlo ile evlenmesi) vermesi için Sastıma'nın evine giden ve ondan sihir yoluyla emelinin gerçekleştirilmesini isteyen 20'sinde dahi evlenmemiş hala okuyan, güya bilinçli güya aklı başında birisi. "ilim" ne kadar kuvvetli olursa olsun "batıl" dimağları ele geçirmiş bir kere, mesajının temsili oluyor kendisi.
5-Viskonti Karlo: Sastıma'nın sözlerinin tesiriyle büyülenen şıpsevdi bir kont evladı. üç yıldır Maria de Karavana ile görüşmekte ama yörüngesi dağlı bir kız olan Angelino'ya evrildi. Gerek karakterler gerek yazar tarafından davul bile dengi dengine mesajı Karlo üzerinden verildi.
5+1 : Pikolino adındaki aranılan kayıp bir köpek (kayıp köpek bulundu mu bilinmiyor, başka konuyla az ilgili olan ya da herhangi bir ilgisi olmayan karakterleri dahil etmeyen yazar buradaki tutarlılığını koruyor, ancak bence yazar bile etkili olay örgüsünden dolayı bu köpeğin akıbetini unuttu).
*Bu satırdan sonra Spoiler İçerir.*
Yazar kitabın son sayfasında "Müthiş kocakarı melunca hilesini gerçi pek güzel değiştirdi, ama eğer Pedro ağaca bağladığı gümüş tenli Angelino'nın güzelliğini seyirle aşk nimetine birdenbire mağlup olmamış bulunsaydı o zaman meselenin sonu ne müthiş kızıl renklere boyanacaktı! Böyle şarlatanların ne iyi nasihatlerine kulak vermelidir, ne de fena ayartmalarına!" şeklinde romanını bitirir, gerek o 1890 yılındaki gerek 2022'de yılındaki okuyucusuna mesajını bırakır ve her hikayenin bir sonu var hesabı, roman bittiği için beni -çok değil- kısa süreliğine ufak bir boşluğa itmektedir.