Gönderi

BİR ŞİİR, BİR HİKAYE (MAKBER)
Makber şiiri, Abdülhak Hamit Tarhan ilk eşi Fatıma Hanım’ı kaybettikten sonra kaleme alınmıştır. Abdülhak Hamit Tarhan ve eşi Fatıma Hanım’ın tanışma ve birlikte olma hikayeleri de bir o kadar romantiktir. Abdülhak Hamit Tarhan kolay kolay kimseyi beğenmez ancak Fatıma Hanım’a görür görmez tutulur. Öyle ki hemen evlenirler. Hatıralarında sık sık Fatıma Hanım’ı gözünden bile sakındığını söyleyen Tarhan, hayallerindeki aşkı yaşamaktadır. Farklı ülkelerdeki görevleri nedeniyle pek çok kez ayrı düşseler de aklı hep eşindedir. 1883 yılında Fatıma Hanım’ın verem olduğunu öğrenirler. Hep birlikte Tarhan’ın görev aldığı Bombay’a giderler. Buranın havasının Fatıma Hanım’a iyi geleceği düşünülür. Abdülhak Hamit Tarhan Bombay’da pek çok eser kaleme alır ancak eşinin durumu beklendiğinden daha kötü hale gelmiştir. 1885 yılında aile toparlanarak İstanbul’a dönmeye karar verir. Beyrut Valisi Nasuhi Bey’in konağında yolculuğa mola verdikleri sırada Fatıma Hanım hayatını kaybeder. Abdülhak Hamit Tarhan 40 gün boyunca Beyrut’ta kalır her gün yas içinde eşinin mezarına gider. Makber şiiri de bu süreçte yazılmıştır. Abdülhak Hamit Tarhan
Edebiyat
·
230 Gösterim
2 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Benim bildiğime göre Abdülhak Hamit Tarhan'ın hayatına sürekli başka kadınlar giriyormuş. Yani eşine sadık bir insan değilmiş hatta eşinin vefat ettiği gün yine başka kadınlarla eğlencedeyken bu şiiri yazmış.
Salih argündoğan
Gönderi Sahibi
Bunu da öğrenmiş oldum işte 😊
Salih argündoğan
Gönderi Sahibi
Eyvah! Ne yer, ne yâr kaldı, Gönlüm dolu ah-u zâr kaldı. Şimdi buradaydı, gitti elden, Gitti ebede gelip ezelden. Ben gittim, o haksar kaldı, Bir köşede tarumar kaldı, Baki o enis-i dilden, eyvah, Beyrut’ta bir mezar kaldı. Bildir bana nerde, nerde Yarab, Kim attı beni bu derde Yarab? Nerde arayayım o dil rübayı, Kimden sorayım bi-nevayı? Derler ki unut o aşnayı, Gitti tutarak reh-i bekayı, Sığsın mı hayale bu hakikat? Görsün mü gözüm bu macerayı? Sür’atle nasıl da değişti halim, Almaz bunu havsalam, hayalim. Çık Fatıma! Lahdden kıyam et, Yadımdaki haline devam et. Ketmetme bu razı, söyle bir söz, Ben isterim, ah, öyle bir söz. Güller gibi meyl-i ibtisam et, Dağ-ı dile çare bul, meram et. Bir tatlı bakışla, bir gülüşle, Eyyamı hayatımı temam et, Makber mi nedir şu gördüğüm yer? Ya böyle reva mı ey cay-ı dilber?