Ebeveynimize karşı hissettiğimiz kötü duyguları kabul etmekte zorlanırız. Bu duyguları başka yerlere yönlendiririz. Bunlar başka insanlar olabilir, başka durumlar da olabilir veya kişi kendisine de yönlendirebilir. Kişi kötü duyguları kendisine yöneltirse bunlar bedensel belirtilerle ortaya çıkabilir. Ebeveynimize karşı hissettiğimiz kötü duyguları bastırıp, onun yerine onlara daha fazla saf sevgi vermeye çalışırız. Yazar sürekli buna etki olan sebeplerden birinin 4.emir olduğunu söyler. Bu emirde anne-babaya koşulsuz hürmetten bahsedilir ve yapılmaması kişiyi zarara sokar. Bizim kültürümüzde de anne-babaya öf denilmez, onlar büyüktür, kutsaldır, haklıdır gibi tabirler var. Bunların olması bazı durumlarda kötüdür çünkü yanlış ebeveyn davranışlarına karşı koymayı engeller ve bu şekilde büyütülen çocuklar sürekli kendilerinde suç ararlar ve anne baba suçlu olsa dahi bunu onlara yöneltemez, kendisi bu şekilde hissettiği için kendisini daha fazla suçlama eğilimine girebilir. Çünkü ebeveynleri yaptıkları davranışları genelde çocuklarının iyiliği için yaptıklarını söyler. Çocukların bu öğretilere sahip olması ebeveynlerinin şiddet ve olumsuz davranışlarını normalleştirmelerine ve kabule neden olur. Yani çocuklar sevgi ile olumsuz davranışları ilişkilendirebilir ve ileride de bunu başkalarına yansıtabilirler. Kitabın ilgi çekici yanlarından birisi de yazarların yaşamlarını inceleme kısmıydı. Bu yazarlar kötü anne-baba davranışlarıyla büyümüşler içlerindeki (anne-babaya karşı olan) öfke, sinir, nefret gibi duyguları kendilerine yöneltmişler ve sonuç olarak da bazı hastalıklarla baş etmek zorunda kalmışlardır. Yine kitapta Anita vakası yer alıyor. Anita’nın günlüğünden hastalığına (Anoreksiya) giden yolları görüyoruz. Doğru bir tedavi ve terapistle Anita kendi gerçek hislerini fark ediyor ve onları daha iyi ifade edebiliyor. Böylece hastalığında da iyileşmeler meydana geliyor. “Üzerini örttüğümüz her şeyin altında kalırız”, bunları bulmalı, yüzleşmeli ve anlamaya çalışmalıyız. Kendimizi tanımalı, duygu ve hislerimizi anlamamız ve kabul etmemiz gerekiyor. Kısacası şeffaf olmamız gerekiyor. Bir insana hissettiğimiz duyguyu kabullenemeyip içeriye atmamız, bastırmaya çalışmamız veya inkar etmemiz bize zarar vermekle kalmıyor aynı zamanda ileriki nesilleri de etkileyebiliyor.